Düşme
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Yerel Mahkemenin 12.04.2016 tarih ve 2016/175 E. - 2016/475 K. sayılı kararıyla sanık hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ile 51 inci maddesi uyarınca, 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve verilen cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.
2. Sanığın temyizi üzerine Dairemizin 28.10.2020 tarih ve 2020/20054 E. - 2020/14345 K. sayılı kararıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Yerel Mahkemenin incelemeye konu kararıyla, sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin beşinci fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca, kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.
4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.12.2021 tarih ve 2021/61247 sayılı Tebliğnamesiyle hükmün onanması yönünde görüş bildirilmiştir.
Katılan vekilinin temyizinin; yapı kayıt belgesi alınmış olmasının suçu ortadan kaldırmadığı, binanın ruhsatının bulunmadığı, atılı suçun oluştuğunun sabit olduğu, bu nedenlerle ve resen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlem olan 12.04.2016 tarihli mahkumiyet tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
3. İncelemeye konu dosyada olağan dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin kararına yönelik katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.06.2024 tarihinde karar verildi.