Tasfiye bedelinin sanıklara iadesine

Ele geçen eşya hakkında kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için yasa yollarının açık olduğu gözetilip, şikâyetçi Gümrük İdaresinin suçtan zarar görme olasılığına göre kurulan hükmü temyize hakkı bulunduğu kabul edilerek şikâyetçi Gümrük İdaresi vekilinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Şikâyetçi Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteği; suça konu eşyanın tasfiye bedelinin müsaderesine karar verilmesi yerine iadesine karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

Sanıklar hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası (c) bendi uyarınca verilen beraat kararının; Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 16.02.2016 tarihli ve 2014/25196 Esas, 2016/1912 Karar sayılı kararı ile onanmak suretiyle kesinleştiği; müsaderesi talep edilen eşya ile ilgili herhangi bir hüküm kurulmadığı, beraat kararının kesinleşmesinden sonra 16.06.2016 tarihli ek karar ile el konulan eşyanın tasfiye bedelinin iadesine karar verildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 256 ve 257 nci maddelerinin birinci fıkraları uyarınca duruşma açılmaksızın karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle şikâyetçi Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden tasfiye bedelinin iadesine ilişkin hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA 05.06.2024 tarihinde karar verildi.