Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2016/167 Esas, 2016/299 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü, 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 1.920,00 TL adli para cezasına, hak yoksunluğu ve mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; mahkemece verilen hükmü temyiz etmesine ilişkindir.

Katılanın Facebook sayfasında 2 adet köpek için verilen ilanı gördüğü, ilanda belirtilen telefon numarasını aradığı ve köpekleri almaya karar verdiği, köpeklerin kargo bedelinin kendisi tarafından karşılanması gerektiğini söylenmesi üzerine 160,00 TL'yi sanığa ait hesaba cep internet şubesinden gönderdiği, telefonla tekrar görüştüğünde, köpeklere sigorta yapılmasının gerektiği ve bunun içinde 1.000,00 TL para göndermesi gerektiği söylenerek ikna edilmesi üzerine 1.000,00 TL parayı da sanığa ait PTT hesabına yatırdığı ancak katılana köpeğin gönderilmediği gibi parasının da iade etmediği iddia ve kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

Aynı suç işleme kararının icrası kapsamında hareket ederek katılandan farklı tarihlerde menfaat temin eden sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de aleyhe temyiz bulunmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen adli para cezasının hesaplanmasına ilişkin uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinin gösterilmemesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenle, Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2016/167 Esas, 2016/299 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının ilk paragrafına "zararın iki katı" ibaresinden önce gelmek üzere "aynı maddenin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.06.2024 tarihinde karar verildi.