SUÇLAR: Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.06.2016 Tarihli ve 2016/41 Esas, 2016/198 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında

1. Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) ve son bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis ve 46.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,

2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesi, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,

Karar verilmiştir.

Sanık müdafii süre tutum dilekçesi vermiş, kendisine gerekçeli karar tebliğ edilmiş, gerekçeli temyiz dilekçesi ibraz edilmemiştir.

1. İddianamede, sanığın, suça konu sahte çeki tavuk alma maksadı ile mağdur ...'a gönderdiği, bu çek vasıtası ile mağdurlar ... ve ... ile birlikte mağdur ...'u borçlu konumuna getirip, bu kişiler üzerinden maddi menfaat temin etmek suretiyle resmi belgede sahtecilik ve bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarını işlediği iddia edilmiştir.

2. Sanık, suçlamaları reddederek çeki ticaret kapsamında ... adlı kişiden aldığını savunmuştur.

3. Mağdur ..., sanığın çek karşılığında kendi elindeki cinsten tavuk almak istemesi üzerine tavukları temin edebileceği mağdur ...'a çeki gönderdiğini, mağdur ..., çeki mağdur ...'nin kendisine ticari ilişki kapsamında gönderdiği, mağdur ..., çekteki keşideci imzasının ve iban numarasının kendisine ait olmadığını, çekin sahte olduğunu beyan etmiştir.

4. Dosyadaki uzmanlık raporunda, çekin tamamen sahte ve aldatıcılık niteliğini haiz olduğu, keşideci imzasının mağdur ...'e ait olmadığı, sanık adına yapılmış ikinci ciranta imzasının ve yazılarının sanığa ait olduğu belirtilmiştir.

5. Dosya kapsamında, soruşturma aşamasında ... isimli şahıs araştırıldığı, ancak kimliği ya da adresinin tespit edilemediği, sanığın da bildirmediği görülmüştür.

6. Mahkemece sanığın bir şekilde ele geçirdiği sahte çeki, karşılığında tavuk almak maksadı ile mağdur ...'a gönderip tedavüle soktuğunun, sahte çeki mağdura göndererek hileli davranış ve eylemi ile mağduru aldatıp, mağdur zararına ve kendi yararına yarar sağlamaya çalıştığı, lakin dolandırıcılık eyleminin çekin sahteliğinin anlaşılıp mal gönderilmemesi üzerine teşebbüs aşamasında kaldığı gerekçesi ile yukarıdaki şekilde cezalandırılmasına karar verilmiştir.

A. Bilişim Sistemleri Banka Veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişiklik gözetilmeden, hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 23.01.2018 tarihli ve 2017/12-463 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı uyarınca da bu hususun infaz aşamasında dikkate alınabileceği anlaşılmıştır.
2.5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

3.Teşebbüs hükümlerinin ve adli para cezasının taksitlendirilmesinin dayanağı olan Kanun maddelerinin 5271 sayılı Kanun'un 232 inci maddesinin altıncı bendine göre gösterilmesi gerekmesine rağmen gösterilmemesinin, mahallinde düzeltilebileceği anlaşılmıştır.

4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.12.1992 tarihli ve 1/5 ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.03.1998 tarihli ve 51/106 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için, ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanunu'nda öngörülen bütün unsurları taşıması gerekir. Aksi takdirde yasal unsurları taşımayan bir kambiyo senedinde sahtecilik yapılması halinde fiil, özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacaktır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 780 inci maddesi uyarınca çek metninde bulunması gerekli zorunlu unsurlardan olan keşide yerinin bulunmaması halinde senedin özel belge niteliğinde olacağı, aslı adli emanete alınmış suça konu çekin dosya arasında bulunan fotokopisinden çekin keşide yerinin belirtilmediği bu nedenle çek vasfında bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesi uyarınca özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden, resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yönünden

Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle, Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.06.2016 tarihli ve 2016/41 Esas, 2016/198 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden

Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle, Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.06.2016 tarihli ve 2016/41 Esas, 2016/198 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.06.2024 tarihinde karar verildi.