Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.01.2016 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 28.04.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

Davacı vekili, ... ilçesi, ... Mahallesi köy ... mevkinde bulunan doğusu: fundalık, batısı: okul bahçesi,... ve ... tarlaları, ...: fundalık ile çevrili taşınmazın yaklaşık 3,5 dönüm miktarlı köy taşınmazına davalının besihane yapmak ve çitle çevirmek suretiyle müdahalede bulunduğunu, mahalle halkının yaralanmasını engellediğini belirterek el atmasının önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, meraların kullanım hakkının 4342 sayılı Mera Kanunun 4. maddesi uyarınca bir veya birden çok köy veya belediyeye ait olduğunun bu yerlerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunun öngörüldüğü, davacının anılan yasa hükümleri çerçevesinde tek başına dava açma hakkının bulunmadığı, bu hakkın İbradı Belediyesine ait olduğundan davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.

Davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının saptanması için dava konusu taşınmazın niteliğinin kesin olarak belirlenmesi gerekir. Bu nedenle mahallinde keşif yapılarak taşınmazın niteliği belirlenmeli ve davacının hukuki yararının bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra bir karar vermek gerekiriken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bozulması gerekmiştir.

Yukarıda yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.02.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.