SUÇLAR: 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'na muhalefet
HÜKÜMLER: Davanın reddi, beraat
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık müdafiin temyiz isteği; beraat eden sanık lehine vekâlet ücreti verilmesi gerektiğine ilişkindir.
Sanığın askerlik hizmetini yerine getirmekte iken, 30.12.2015 tarihinde gönderildiği 9+2 günlük kanuni izni sonunda, Birliğine 10.01.2016 tarihinde katılması gerekirken katılmadığı, izin süresini geçirdikten sonra 09.03.2016 tarihinde yakalandığı, Kayseri Melikgazi Askerlik Şubesi tarafından sanığa 1 gün yol izni verilerek Birliğine sevk edildiği, sanığın 11.03.2016 tarihinde Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, bir süre sonra 04.05.2016 tarihinde yakalandığı; yine Melikgazi Askerlik Şubesi tarafından sanığa 1 gün yol izni verilmek suretiyle tekrar Birliğine sevk edildiği ancak sanığın 06.05.2016 tarihinde Birliğine katılması gerekirken katılmadığı ve 28.10.2016 tarihinde yakalandığı anlaşılmıştır.
Sanık hakkında izin tecavüzü ve iki ayrı firar suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmalarında özetle; suç işleme kastının olmadığını, aleyhine olan hususları kabul etmediğini beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından, sanığın izin tecavüzü ve iki ayrı firar suçundan ayrı ayrı mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılarak yapılan yargılamada; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanığın izin tecavüzü suçu yönünden aynı eyleme ilişkin daha önceden verilip kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunduğundan bahisle davanın reddine, firar suçları yönünden ise; sanığın failliğinin şüpheli kaldığı gerekçesiyle ayrı ayrı beraatine karar verildiği belirlenmiştir.
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca, firar suçları yönünden beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu vekâlet ücreti tayin olunması gerektiği gözetilmemiş, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin kararı vekâlet ücreti yönünden hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereği hüküm fıkrasına; “sanık ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca, ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama yönünden 2.180,00 TL, istinaf yargılaması yönünden 3.400,00 TL vekâlet ücretinin Hazine'den alınıp sanığa verilmesine...” ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.06.2024 tarihinde karar verildi.