HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, daha önce Yargıtay incelemesinden geçen dosyalara ilişkin temyiz süresinin 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre 1 hafta olduğu, ancak hükümde temyiz süresinin tebliğden itibaren 15 gün olduğu belirtilmek suretiyle sanıkların yanıltıldığı anlaşıldığından temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.12.2015 tarihli ve 2013/229 Esas, 2015/862 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 100,00 TL adli cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, ayrıca sanık ... hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2.Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.12.2015 tarihli ve 2013/229 Esas, 2015/862 Karar sayılı kararının sanıklar tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 11.12.2017 tarihli ve 2017/28102 Esas, 2017/26408 Karar sayılı kararı ile sanıkların eyleminin hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.10.2019 tarihli ve 2018/655 Esas, 2019/556 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 168 inci maddesinin ikinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl hapis ve 40,00 TL adli cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, ayrıca sanık ... hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
Sanık ... kararı temyiz ettiğine dair dilekçe vermiştir.
Sanık ...'ın temyiz isteği; atılı suçu işlemediğine, olayla ilgili olarak bildiği her şeyi anlattığına, zararı karşılamak istediğine, beraatine karar verilmesi gerektiğine, bu nedenle kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
Katılanı olay tarihinde ev telefonundan arayarak kendilerini polis ve savcı olarak tanıtan kişilerin çeşitli hileli hareketlerle onu kandırarak sanık ... hesabına para yatırmasını sağladıkları olayla ilgili olarak sanıklar hakkında açılan kamu davasında; sanık ... söz konusu hesap numarasını kendisine para geleceğini ancak hesaplarında bloke olması nedeniyle kendi hesaplarını kullanamadığını belirtlen diğer sanık ...'nin istediğini, bu nedenle kendi hesabını yardımcı olmak amacıyla verdiğini ve bu hesaba gelen parayı çekerek sanık ...'ye verdiğini savunmuş, sanık ..., sanık ...'ı tanımadığını, olayla bir ilgisinin olmağını savunmuş, taraflar arasında uzlaşma sağlanamamış, katılan, aynı gün 11.780,00 TL'yi başka bir hesaba gönderdiğini, toplam 20.000,00 TLlik zararı olduğunu, bunun 10.000,00 TLlik kısmının karşılandığı beyan etmiş, mahkemece sanıkların savunması, katılan beyanı ve tüm dosya kapsamı ile sanıkların atılı suçu işledikleri kabul edilerek haklarında temyize konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuş, ayrıca sanıkların yargılandıkları eylemle ilgili olarak tüm zararın karşılandığı kabul edilerek sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümleri de uygulanmıştır.
5271 sayılı Kanun'un 271 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri yasal ve yeterli gerekçe ile değerlendiren mahkemenin suçun sübut bulduğuna ilişkin takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükmü yönünden bozma isteyen tebliğname görüşüne iştirak olunmamıtır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanıkların diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1.Hükmün gerekçe kısmında " meydana gelen zarar miktarı gözetilerek, alt sınırdan uzaklaşılarak teşdit cihetine gidildiği" belirtilmesine karşın, sanıklar hakkında hüküm kurulurken hüküm fıkralarında "temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi suretiyle" denilerek ve hapis cezasında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilip adli para cezasında alt sınırdan hükümler kurulması suretiyle gerekçe ve hükümler arasında çelişkiye neden olunması,
2. Katılanın kendisine hileli hareketler yönelten sanıkların talimatı ile sanık ...'ın hesabına 10.100,00 TL, haklarındaki dosya tefrik edilerek yetkisizlik kararı ile gönderilen ve ayrı bir soruşturma yapılan hesap sahiplerinin hesabına ise toplam 11.780,00 TL gönderdiği olayda, zararın kısmi olarak karşılanması nedeniyle sanıklar hakkında kısmi ödeme nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerekirken zararın tamamının karşılandığının değerlendirilmesi ile cezalarında indirim yapılması,
3. Sanık ...'ın adli sicil kaydına göre tekerürrüre esas sabıkasının olduğu ancak bu ilama konu 5237 sayılı Kanun 157 nci maddesindeki dolandırıcılık suçunun, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla; bu suç yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılıp tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekliliği nedeniyleriyle hükümler hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.10.2019 tarihli ve 2018/655 Esas, 2019/556 Karar sayılı kararına yönelik sanıkların temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından sanıkların kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.06.2024 tarihinde karar verildi.