SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Zile Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin 08.06.2016 Tarihli ve 2015/82 Esas, 2016/67 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında
1. Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 72.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
Sanık müdafii temyizinde, kararın bozulmasını istemiştir.
1. Sanığın, katılana, ticari alışveriş karşılığında 43.500,00 TL tutarında sahte çek vermek sureti ile nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia ve kabul edilmiştir.
2. Sanık savunmasında özetle, çeki tanık Yunus'tan aldığını, ön yüzündeki yazıları yazdığını ve arkasındaki birinci ciranta kaşesini basarak bu kaşeyi imzaladığını, ancak, katılana çek vermediğini, katılana senet ve peşin para verdiğini, çekin katılana nasıl geçtiğini katılanın söylemediğini savunmuştur.
3. Katılan özetle, iddianame yönünde beyanda bulunmuştur.
4. Mahkemece tanıklar dinlenmiştir.
5. Uzmanlık raporlarının birlikte değerlendirilmesinde özetle; çekin tümden sahte olduğu ve aldatıcılık niteliği bulunduğu, birinci ciranta imzasının sanığa ait olmasının mümkün ve muhtemel olduğu belirtilmiştir.
6. Mahkemece yukarıda açıklandığı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
A. Banka Veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişiklik gözetilmeden, hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 23.01.2018 tarihli ve 2017/12-463 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı uyarınca da bu hususun infaz aşamasında dikkate alınabileceği anlaşılmıştır.
2. Gerekçeli karar başlığında 27.05.2014 şeklinde hatalı gösterilen suç tarihinin, nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından, katılanın aşamalardaki beyanları ve fatura tarihi göz önüne alındığında "07.12.2013" tarihi olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.12.1992 tarihli ve 1/5 ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.03.1998 tarihli ve 51/106 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için, ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanunu'nda öngörülen bütün unsurları taşıması gerekir. Aksi takdirde yasal unsurları taşımayan bir kambiyo senedinde sahtecilik yapılması halinde fiil, özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacaktır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 780 inci maddesi uyarınca çek metninde bulunması gerekli zorunlu unsurlardan olan keşide yerinin bulunmaması halinde senedin özel belge niteliğinde olacağı, aslı adli emanete alınmış suça konu çekin dosya arasında bulunan fotokopisinden çekin keşide yerinin belirtilmediği bu nedenle çek vasfında bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesi uyarınca özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden, resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle, Zile Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin 08.06.2016 tarihli ve 2015/82 Esas, 2016/67 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle, Zile Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin 08.06.2016 tarihli ve 2015/82 Esas, 2016/67 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.06.2024 tarihinde karar verildi.