SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Silivri 1. Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin, 09.06.2016 tarihli ve 2016/31 Esas, 2016/147 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejimi ve infaz sonrasında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) ve son bendi, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ve 48.800,00 TL adli para ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejimi ve infaz sonrasında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık temyizinde özetle; katılan Nalan ve şikayetçi Mehmet’i hiç tanımadığı, teşhis yapılmaksızın şikayetçilerin bahsettiği şahsın kendisi olduğunun kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğu, çekteki yazıların ve imzaların kendisine ait olmadığı, kriminal inceleme yapılmadan mahkumiyetine karar verildiği, çekin arkasındaki kaşenin dahi kendi firmasının kullandığı kaşe olmadığı, bunun da dikkate alınmadığı, iki suçtan ayrı ayrı ceza verilmesinin mümkün olmadığı gerekçeleri ile ve re’sen gözetilecek nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
1. Sanığın ticari alışveriş karşılığında, satış anında katılan Nalan'a suça konu sahte çeki vererek menfaat temin ettiği iddia ve kabul edilmiştir.
2. Sanık özetle, suçlamaları reddetmiş, ancak aşamalardaki beyanları arasında çelişkiler bulunduğu değerlendirilmiştir.
3. Katılan özetle, iddia yönünde beyanda bulunmuştur.
4. Uzmanlık raporunda özetle; suça konu çekteki keşideci imzasının, keşideci görünen şirket yetkilisi şikayetçi Mehmet'e ait olmadığı belirtilmiştir.
5. Banka tarafından çekin sahte olduğu bildirilmiştir.
6. Mahkemece yukarıda açıklandığı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
1. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Gerekçeli karar başlığında 12.03.2013 şeklinde hatalı gösterilen suç tarihinin, katılan Nalan'ın aşamalardaki beyanlarının birlikte değerlendirilmesinden "Ocak/2013" tarihi olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Silivri 1. Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin, 09.06.2016 tarihli ve 2016/31 Esas, 2016/147 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.06.2024 tarihinde karar verildi.