HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Mersin 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.07.2013 tarihli ve 2013/97 Esas, 2013/668 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 51 inci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hapis cezalarının ertelenmesine karar verilmiştir.
2. . Mersin 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.07.2013 tarihli ve 2013/97 Esas, 2013/668 Karar sayılı kararının sanıklar tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 24.05.2017 tarihli ve 2015/9671 Esas, 2017/11543 Karar sayılı kararı ile sanıkların eyleminin hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.01.2019 tarihli ve 2017/357 Esas, 2019/45 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 51 inci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hapis cezalarının ertelenmesine karar verilmiştir.

Sanık ...'nun temyiz isteği, atılı suçu işlemediğine ilişkindir.
Sanık ... dosyasının yeniden incelenmesi isteğine ilişkin temyiz dilekçesi vermiştir.

Olay tarihinde katılanı cep telefonundan arayan kişilerin kendilerini polis ve savcı olarak tanıtarak katılanı hileli hareketlerle kandırarak sanık ... adına kayıtlı olan kredi kartına toplam 2260,00 TL yatırmasını sağladıkları eylemleri ile ilgili olarak açılan kamu davasında; sanık ..., söz konusu kredi kartının kendisine ait olduğunu, ancak olaydan önce damadı olan ...'in istediğini ve ona verdiğini, kendisinin olaylarla bir ilgisi olmadığını savunmuş, sanık ... soruşturma aşamasında verdiği ifadesinde, temyiz dışı sanık ...'in kendisine kredi kartı bulması halinde 100,00 150,00 TL vereceğini söylemesi üzerine kayınpederinin kartını alarak ona verdiğini, bunun dışındaki olaylardan haberinin olmadığını savunmuş, mahkeme aşamasında ise kredi kartı borcunu ödeyememesi nedeniyle borçların ötelenebilmesi için temyiz dışı sanık ...'e verdiğini beyan etmiş, temyiz dışı sanık ... ise bu işi sanık ... ve başka diğer kişilerle birlikte yaptıklarını ikrar etmiş, taraflar arasında uzlaşma sağlanamamış, mahkemece sanıkların savunmaları, katılan beyanı ve tüm dosya kapsamı ile sanıkların atılı suçu işledikleri kabulü ile haklarında temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.

A.Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden

1. Kazanılmış hakka konu olmayan ve kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olan 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarının uygulanmaması isabetsizliğinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2018/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

B.Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden

1.Sanığın aşamalardaki savunmalarında suçlamaları kabul etmediğini beyan etmesi, damadı olan diğer sanık ...'in kendisinden kredi kartlarını istemesi nedeniyle ona verdiğini savunması, sanık ...'in sanık ...'in beyanını doğrulaması ve temyiz dışı sanık ...'in de işi birlikte yaptıkları kişilerin isimlerini sayarken sanık ...'den bahsetmemesi, dosya kapsamı ile sanık ...'in diğer sanıkların eylemlerine iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği ve hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkumiyetine karar verilmesi

2.Kabule göre de; kazanılmış hakka konu olmayan ve kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olan 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarının uygulanmaması nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.

A.Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.01.2019 tarihli ve 2017/357 Esas, 2019/45 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B.Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.01.2019 tarihli ve 2017/357 Esas, 2019/45 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.06.2024 tarihinde karar verildi.