HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmün temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.04.2016 tarihli ve 2015/406 Esas, 2016/151 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 204 üncü maddesinin üçüncü fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca teşdiden 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık müdafinin temyiz istemi özetle, müvekkilinin tanık ...'nun sahte kimlik kullandığını bilmediğini ve bilebilecek durumda olmadığını, kaldı ki, kimlikteki sahteliğin ilk bakışta anlaşılamadığını, dolayısıyla, müvekkilinin atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğini, usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulmasına ilişkindir.

1. Sanığın, katılanın kimlik bilgilerini taşıyan ve üzerinde kendisini katılanın ismiyle tanıtan tanık ...'nun fotoğrafı bulunan sahte nüfus cüzdanını kullanarak, ... Elektronik İletişim Sistemleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ndeki hisselerini, .... Noterliğinin 20.11.2007 tarihli ve 54879 yevmiye sayılı "Limited Şirket Hisse Devir Senedi" ile katılana devrini sağlamak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.

2. Sanık aşamalarda suçlamayı kabul etmemiştir.

3. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 07.10.2015 tarihli raporunda, hisse devir senedindeki ... ibareli el yazıları ve ... adına atılı imza ile ... isimli şahsın mevcut mukayese el yazıları ve imzaları arasında kaligrafik ve grafolojik özellikler yönünden uygunluklar bulunduğu, bahse konu el yazılarının ve imzanın ...'un eli mahsulü olduğuna, hisse devir senedindeki ... ibareli el yazıları ve ... adına atılı imza ile ... ve ... isimli şahısların mevcut mukayese el yazıları ve imzaları arasında kaligrafik ve grafolojik özellikler yönünden ilgi ve irtibatın tespit edilemediği belirlenmiştir.

4. Mahkemece; iddia, savunma, katılan ile tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamına göre yüklenen suçun sübut bulduğu kabul edilerek sanık hakkında temyize konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

1. Gerekçeli karar başlığında "25.09.2014" şeklinde yanlış yazılan suç tarihinin, hisse devir sözleşmesinin düzenlendiği tarih olan "20.11.2007" tarihi olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

2. Dosya kapsamındaki bilgi, beyan ve delillerden yüklenen suçun sanık tarafından işlendiği ve unsurları itibarıyla oluştuğu yönündeki mahkemenin kabul ve uygulamasında isabetsizlik görülmemesi, nedenleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;
Kurulan hükümde adli emanetin 2016/7480 sırasında kayıtlı bulunan suça konu belgenin akıbeti hakkında karar verilmemiş olması isabetsizliğinin Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.04.2016 tarihli ve 2015/406 Esas, 2016/151 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına "adli emanetin 2016/7480 sırasında kayıtlı bulunan suça konu belgenin dosyada delil olarak saklanmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.06.2024 tarihinde karar verildi.