Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ........,dan alacağı için Bayat İcra Müdürlüğü 2016/152 sayılı takip dosyası ile icra takibine başladığını bu kapsamda yapılan hacizde hacze kabil mal bulunamadığını, davalının üzerine kayıtlı mal varlığının borcu kapatmaya yetmediğini, borçlunun dava konusu İstanbul İli, Büyükçekmece İlçesi, Mimarsinan Mah. 513 ada 2 parselde kain Kat: 3 No: 29 bağımsız bölümdeki taşınmazı mal kaçırmak amacıyla çok düşük bir miktara ...'e devrettiğini öğrendiklerini, tasarrufun İİK 277-283 maddeleri uyarınca iptale tabi olduğunu belirterek yukarıda bilgileri yazılı taşınmazın üzerine tedbir konulmasını ve muvazaalı satışın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle, tebligatın usulsüz olduğunu, zira ilk tebligatın TK 21 e göre yapıldığını normalde önce mernis adresine tebligatın çıkartılıp iade dönmesi halinde TK 21 e göre tebligat yapılması gerektiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, icra dosyasına konu alacağın 01.09.2016 tarihli olduğunu, tasarrufun ise 12.05.2015 tarihinde yapıldığını, diğer davalı ile müvekkilinin arasında satım işlemi öncesinde herhangi bir ilişkinin bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; kendisinin İstanbulda oturduğunu bu sebeple yetkili mahkemenin Çağlayan Adliyesi olduğunu, davanın yetkisiz yerde açıldığını tasarrufun iptali davası için gereken şartların sağlanmadığını, taşınmazı ipotekli olarak alıp ipotek taksitlerini eşi aracılığıyla ödediğini, satış bedelinin düşük olmasının tek başına delil olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemenin 16.03.2021 tarihli ve 2017/170 Esas ve 2021/45 Karar sayılı kararıyla; alacağın dayanağının 01.09.2016 keşide tarihli 100.000,00 TL tutarındaki çek olduğu, iptali istenen tasarrufun 12.05.2015 tarihinde İstanbul ili, Büyükçekmece İlçesi, Mimar Sinan Mahallesi, 513 ada 2 parselde kain Kat: 3 29 no'lu bağımsız bölüm numaralı taşınmazın borçlu Ferhat ... tarafından ...'e satış işlemi olduğu, dava konusu borcun doğum tarihinin (01.09.2016) iptali istenen tasarruf tarihinden (12.05.2015) sonra olduğu, her ne kadar uygulamada çeklerde ileri tarihler için düzenlenme durumu olsa dahi davacı vekilinin gerek dava dilekçesinde gerek yargılama aşamasında böyle bir iddiası olmadığı anlaşıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili, istinaf dilekçesinde; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu borcun kaynağı çekin incelemesinde çekin ilk tasarruftan (satış işleminden) sonra doğduğu, davacı vekilinin çekin ileri tarihli düzenlendiği yönünde herhangi bir iddiasının olmadığı hususları birlikte değerlendirilerek davanın usulden reddine karar verildiğini, açılan davanın İİK 277 vd maddeleri uyarınca açıldığını, tanıkların davalı ...'in eşi ile borçlu davalının birlikte çalıştıklarını ve mali durumlarını bildiklerini, durumunun iyi olmadığını açıkça beyan ettiklerini, belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK.nun 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları temyiz dilekçesinde de ileri sürmüştür.

Dosya içeriğine ve kapsamına göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

1. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; alacağın dayanağı olan çekin 01.09.2016 tanzim tarihli olmasına, dava konusu tasarrufun ise 12.05.2015 tarihinde yapılmış bulunmasına, davacı tarafından, davalı borçlu ile tasarruf tarihinden öncesine ait ticari ilişki olduğunun da ispat edilememiş olmasına göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.