Mahkûmiyet

Sanığın 28.08.2013-05.11.2013 tarihleri arasında işlediği izin tecavüzü suçundan, 8. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 21.05.2015 tarihli ve 2014/117 Esas, 2015/220 Karar sayılı kararıyla verilen hapis cezasından çevrili 6.000,00 TL adli para cezasına ilişkin hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında; kesinleşen hüküm üzerine Tunceli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.12.2018 tarihli ve 2017/104 Esas, 2018/681 Karar sayılı kararıyla, sanığın izin tecavüzü suçu yönünden verilen mahkûmiyet kararının hukuki değerden yoksun olduğu anlaşılmıştır.

Sanık hakkında emre itaatsizlikte ısrar suçundan bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanığın temyiz isteği; ... Başçavuşun tahrik etmesi sonucu olayın meydana geldiğine ve atılı suçlamayı kabul etmediğine ilişkindir.

Yapılan incelemede; sanığın 14.11.2013 tarihinde Tunceli Kabul ve Toplanma Merkezinde bulunduğu sırada üzerinde bulunan cep telefonunu teslim etmesi yönünde emir verildiği hâlde teslim etmediği anlaşılmıştır.

Sanık hakkında emre itaatsizlikte ısrar suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 87/1 inci maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık aşamalardaki savunmalarında özetle; ... Başçavuşun kendisine küfretmesi sebebiyle telefonu vermediğini beyan etmiştir.

Usulüne uygun olarak yeminli beyanları tespit edilen tanıklar ... ve ...'ın ifadeleri de maddi vakıayı destekler mahiyettedir.

GATA Baştabipliğinin 28.03.2014 tarihli ve 5219 sayılı TSK Sağlık Kurulu Raporuyla; uyum bozukluğu tanısı konan sanığın askerliğe elverişli olmadığına karar verilmiştir.

Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 28.11.2016 tarihli ek raporunda; sanığın askerliğe elverişsizlik halinin suç tarihlerini kapsamadığı, uyum bozukluğunun kişinin yargılama yeteneğini etkileyen bir rahatsızlık olmadığı, kişinin işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılamasını veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini azaltmadığı, dolayısıyla sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32 nci maddesinden faydalanamayacağı şeklindeki tespitlere yer verilmiştir.

Tetkik edilen tüm dosya kapsamına göre; hizmete ilişkin olduğunda şüphe bulunmayan, sanığın kendisine açık bir şekilde cep telefonunu teslim etmesi yönündeki emri yerine getirmediği anlaşılmakla; eyleminin Mahkemece sabit görülerek sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Sanığın eyleminin kendisine esas duruşa geçerek telefonu teslim etmesi yönünde emir verilmesi ve emrin tekrar edilmesine rağmen bu emri söz veya davranışlarıyla reddetmek suretiyle emre itaatsizlikte ısrar suçu kapsamında kalmasına karşın; 1632 sayılı Kanun'un 87/1 inci maddesinin birinci cümlesi uyarınca eksik ceza tesis edilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi sayılmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

05.06.2024 tarihinde karar verildi.