SUÇLAR: Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli ve 2016/126 Esas, 2016/286 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 6 ay hapis ve 14.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına hükmedilmiştir.
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; alınan kriminal rapor içeriğinden suça konu çekin aldatıcılık niteliğine haiz olmadığının belirlenmiş olması nedeniyle atılı suçun unsurlarının oluşmadığı, atılı suçları işlemediğini, suça konu belgeye ilişkin heyet raporunun aldırılmasına ve mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde kurulan hükmün bozulmasına ilişkindir.
1. Olay tarihinde katılan ile sanığın hayvan alım satım husunda 8.000,00 TL'ye anlaştıkları, bilahare sanığın 1.000,00 TL'yi elden geriye kalan 7.000,00 TL karşılığında ise teminat olarak adli emanete kayıtlı yasal unsurlara haiz TEB bankasına ait 30.04.2013 tarihli ve 10.000 TL bedelli ... adına ...-... Ticaret tarafından kesilmiş ... numaralı çeki katılana verdiği ve 30 adet küçükbaş hayvanı teslim aldığı ancak sanığın borcunu ödememesi nedeniyle çekin bankaya ibrazında sahte olduğu iddia ve kabul edilmiştir.
2. Sanık savunmasında, suçunu inkar etmiştir.
3. Adana Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü uzmanlık raporuna göre, suç konusu çek ile laboratuvar arşivindeki orijinal örnekleri arasında karşılaştırma yapıldığının, inceleme konusu çekin renk, motif, baskı ve kağıt kalitesi yönünden, orijinallerine farklılık gösterdiğinin, ön yüzündeki el yazısı ile yazılmış yazılar da dahil olmak üzere tamamının renkli fotokopi/renkli bilgisayar yazıcısı vb. bir yöntemle oluşturulduğunun, yine sahteliğe konu çekin arka yüzündeki "..." yazısının mevcut mukayese yazılarına atfen sanık ...'in elinden çıktığının, " tespit edildiği raporlanmıştır.
4. Mahkemece adli emaneten suça konu çekin duruşmaya getirtildiği, özelliklerinin duruşma tutanağına geçirildiği gözlemlenmiştir.
A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
2. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen adli para cezasının hesaplanmasına ilişkin uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinin gösterilmemesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.12.1992 tarihli ve 1/5 ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.03.1998 tarihli ve 51/106 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için, ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanunu'nda öngörülen bütün unsurları taşıması gerekir. Aksi takdirde yasal unsurları taşımayan bir kambiyo senedinde sahtecilik yapılması halinde fiil, özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacaktır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 780 inci maddesi uyarınca çek metninde bulunması gerekli zorunlu unsurlardan olan keşide yerinin bulunmaması halinde senedin özel belge niteliğinde olacağı, aslı adli emanete alınmış suça konu çekin dosya arasında bulunan fotokopisinden çekin keşide yerinin belirtilmediği, bu nedenle çek vasfında bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesi uyarınca özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden, resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenle, Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli ve 2016/126 Esas, 2016/286 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının B-1 sırasındaki ilk paragrafına TCK 158/1-f maddesi ibaresinden sonra gelmek üzere "aynı maddenin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle,Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli ve 2016/126 Esas, 2016/286 Karar sayılı kararına yönelik, sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası gereğince sanığın kazanılmış hakkının korunmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.06.2024 tarihinde karar verildi.