Mahkûmiyet
Milli Savunma Bakanlığının temyizi yönünden;
Suçtan doğrudan zarar görmeyen ve katılan sıfatı alması mümkün olmayan Milli Savunma Bakanlığının hükmü temyize hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanığın temyizi yönünden;
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
1. ... vekilinin temyiz istemi; davaya katılma ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi taleplerine ilişkindir.
2. Sanığın temyiz istemi, sadece davacı beyanlarının esas alındığına, Mahkemece yeterince delil toplanmadan karar verildiğine ve hakkında beraat kararı verilmesi talebine ilişkindir.
A.... Vekilinin Temyizi Yönünden;
Açılan kamu davasının niteliğine göre, sanığın eylemi sebebiyle Milli Savunma Bakanlığının suçtan doğrudan zarar görmediği, katılan sıfatını almasının mümkün olmadığı dolayısıyla hükmü temyize hakkı bulunmadığı anlaşılmakla, ... vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanığın Temyizi Yönünden;
Anayasanın 129 uncu maddesinin beşinci fıkrası ile suç tarihinde yürürlükte bulunan 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun 8 inci ve 95 inci maddeleri uyarınca; asker kişilerin askeri suçları ile bunların asker kişiler aleyhine yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlar hakkında soruşturma yapılması, teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amirinin iznine bağlı kılındığı, dolayısıyla 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince basit yargılanma usulünün uygulanamayacağı anlaşıldığından Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
Yapılan incelemede; Adapazarı İlçe Jandarma Komutanlığı yemekhanesinde 06.05.2014 tarihinde, öğle yemeği esnasında J.Er ... ve J.Er ... arasında tartışma yaşandığı, J.Er ...'ın da kavgaya karıştığı, bu sırada yemekhanede bulunan ve Nöbetçi Astsubayı olan sanığın, mağdur ... ile ...'e hitaben iki kişi neden bir adama giriyorsunuz şeklinde sözler söylediği ve mağdura 5-6 kez tokat attığı anlaşılmıştır.
Sanık hakkında asta müessir fiil suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 117/1 inci maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmalarında atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir.
Tanık sıfatıyla usulüne uygun olarak yeminli beyanları tespit edilen ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın ifadeleri dosyada mevcuttur.
1632 sayılı Kanun'un “Maduna müessir fiiller yapanların cezası” başlıklı 117 nci maddesinin birinci fıkrasında “Madununu kasten itip kakan, döven veya sair suretlerle cismen verecek veya sıhhatini bozacak hâllerde bulunan veyahut tazip maksadiyle madun hizmetini lüzumsuz yere güçleştiren veya onun diğer askerler tarafından tazip edilmesine veya suimuamelede bulunulmasına müsamaha eden âmir veya mafevk iki seneye kadar hapsolunur.” hükmüne yer verilmiştir. Müessir fiil suçunda korunan hukuki menfaat, kişilerin vücut bütünlüğü ile bedeni, ruhi ve akli sıhhatlerini koruma hakları olduğu kabul edilmektedir.
Tanık ifadeleri ve dosya kapsamında bulunan diğer delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda; olay tarihinde Uzman Çavuş rütbesini haiz olan sanığın tokat atmak şeklindeki astı konumunda olan katılana yönelik gerçekleştirmiş olduğu eylemlerinin madununu itip kakmak, dövmek... niteliğinde olduğunun kabulüyle asta müessir fiil suçunu işlediği sabit görülerek, Mahkemece sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
A.... Vekilinin Temyizi Yönünden;
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle ... vekilinin temyiz isteğinin karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanığın Temyizi Yönünden;
Gerekçe bölümününün (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
05.06.2024 tarihinde karar verildi.