... ve müşterekleri ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Keşap (Kapatılan) Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 07.12.2011 gün ve 93/151 ... hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş ise de; duruşma talebinin değer yönünden reddine karar verilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; Keşan ilçesi, Saraycık Köyü, 102 ada 102 parsel ... taşınmazın 2002 yılında vefat eden babaları ... tarafından 16.01.1978 tanzim tarihli gayrimenkul bağış senediyle vekil edenlerine bağışlandığını, 102 ada 116 parsel ... taşınmazın da davacıların babaları ... tarafından 23.5.1988 tarihli “Zilyetliği Devir ve Gayrimenkul Satış Senedi” ile eşi ...’a Beşmilyon TL bedel ile satıldığını, zilyetliğinin bu tarihte teslim edildiğini, davacıların da taşınmazları kullandığını, ...’ın davacıların annesi olduğunu, kadastro sırasında taşınmazların 1/8’er hissesinin davalılar adına yazıldığını açıklayarak 102 ada 102 parsel ... taşınmazın davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile eşit hisseli olarak davacılar adına, 102 ada 116 parsel ... taşınmazın da davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile 5/32’şer pay oranıyla ayrı ayrı davacılar adına kayıt ve tesciline, 1/32’şer payının ise davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; satış ve bağış senetlerinin geçersiz olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki zilyetlik, haricen satış ve bağış hukuksal nedenlerine dayalı olarak TMK. nun 713/1,996 ve 3402 ... Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan tapu iptali ve tescil davasıdır.

Uyuşmazlık konusu 102 ada 102 parsel ... taşınmaz 28.01.2007 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında senetsizden ... oğlu ...’ın 20 yılı aşkın bir zamandan beri nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla zilyet ve tasarrufunda bulunduğu, 1980 yılında 102 ada 116 nolu parselin tamamını 8 hisse itibar ederek 1/8’er hisselerini evlatlarına haricen ve rızaen kayıtsız ve şartsız olarak bağışlayarak alakasını kestiği açıklanarak 1/8’er
hissesinin davacılar ile davalılar ve dava dışı ... ... adına tespit edilmiş, tespitin itiraz edilmeden kesinleşmesi üzerine tapu kaydı oluşmuştur. 102 ada 116 parsel ... taşınmaz ise, 28.01.2007 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında, ... oğlu ...’ın 20 yılı aşkın bir zamandan beri nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla zilyet ve tasarrufunda bulunduğu, 1980 yılında 102 ada 116 ... parselin tamamını 8 hisse itibar edilerek evlatlarına kayıtsız ve şartsız olarak bağışlayarak alakasını kestiği belirtilerek davacılar ve davalılar ile dava dışı ... ... adına tespit edilmiş, tespitin 31.05.2007 tarihinde itirazsız olarak kesinleşmesi üzerine tapu kaydı oluşmuştur.
Davacıların dayanağı olan 23.05.1988 tarihli “Zilyetliğin Devri ve Gayrimenkul Satış Senedimdir” başlıklı belgeye göre, ... oğlu ... Beşmilyon TL bedel mukabilinde babası... oğlu ... ...’in ölümüyle mirasçılarına intikal eden, ... kızı ... ...’ın 18.03.1947 tarihinde kendisine senetle sattığı ve kendisinin zilyetlik ve tasarrufunda bulunan Keşap İlçesi, Saraycık Köyünde eskiden tarla, şimdi fındık bahçesi ve kısmen tarla olarak kullanılan ev önü mevkiindeki gayrimenkuldeki ... ...’tan satın aldığı hisseyi ... kızı ...’a sattığını, bedeli olan parayı nakten ve tamamen aldığını beyan etmiştir. 16.01.1978 tarihli “Gayrimenkul Bağış Sedeni” başlıklı belgeler ile de, tarafların müşterek murisi ... oğlu ... Keşap İlçesi, Balıklısu köyü hudutları içerisinde bulunan nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla zilyetliğinde olan Sarpyaka mevkiinde Koç ... adıyla anılan bir parça fındık bahçesini 6 hisseye bölerek bir bölümünü kızı ..., ..., ..., ..., ...ile ... ...’a şartsız ve bedelsiz bağışladığını, 30 senelik zilyetliğini devrettiğini beyan etmiştir.
Yargılama tutanakları üzerinde yapılan incelemede, davalı tarafa tanık ve delil listelerini sunmaları için usulüne uygun olarak süre ve imkan tanınmadığı tespit edilmiştir. Bilindiği gibi, kadastrodan önce tapuda kayıtlı bulunmayan taşınmazlar menkul mal niteliğinde olup, bu taşınmazların satış ya da bağışlanmasına ilişkin sözleşmeler herhangi bir şekle tabi bulunmamaktadır. Menkullerde mülkiyetin geçmesi için satış işleminin yanında menkulün zilyetliğinin de alıcıya ya da bağışlanana devredilmesi gerekir. MK. nun 763/1. fıkrasına göre, “..taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri gerekir.” Dava konusu olayda keşif sırasında dinlenen tanık beyanları, zilyetliğin davacılara ve davacıların annesi Gülizar’a devredilip devredilmediğini açıklığa kavuşturacak nitelikte bulunmamaktadır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; davalılara tanık ve delillerini bildirmeleri için süre ve imkan tanınması, yerel bilirkişi ve tanıkların HUMK.nun 258 ve 259 (HMK. m. 243,244,259,290/2) maddeleri gereğince davetiyeyle keşif yerine çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların keşif yerinde dinlenilmeleri, davacıların dayanağı olan ve tarafların ortak murisi ... tarafından düzenlenen senetlerin kapsamı ve uyuşmazlık konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı, satış ve bağış senetlerinden sonra bu senetlerin kapsamında bulunan taşınmazların zilyetliğinin davacılara ve davacıların annesi Gülizar’a devredilip devredilmediği, ölüm tarihine kadar tarafların ortak murisi ... tarafından kullanıldığının belirlenmesi halinde, ...’ın eşi Gülizar’a ve bağış senetlerinde adı geçen kızlarına teban taşınmazları kullanmaya devam edip etmediği, yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, davacıların annesi Gülizar’ın ortak muris İdris’ten önce öldüğü, mirasının eşi ile kızlarına kaldığı, eşi İdris’in de ölümüyle mirasının taraflar ile dava dışı mirasçılarına kaldığı göz önünde tutularak tarafların sunduğu tüm deliller toplandıktan sonra birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi olduğu halde yazılı gerekçeyle

davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Bu nedenle davacılar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 ... HMK. nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve istek halinde 21,15 TL peşin harcın temyiz eden davacılara iadesine 17.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.