Ayşe ... ile ... aralarındaki katılma alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... 2. Aile Mahkemesinden verilen 18.03.2011 gün ve 548/288 ... hükmün duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından süresinde istenilmiş ise de; duruşma isteği pul yokluğundan reddedilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

Davacı vekili, evlilik birliği içerisinde taraflarca edinilen 8345 ada 22 parsel ... taşınmazın tasfiye tarihindeki değeri üzerinde vekil edeninin yarı oranında katılma alacağı hakkı bulunduğunu açıklayarak taşınmazın tapu kaydının yarı oranında iptali ile vekil edeni adına tesciline, 17.3.2011 tarihinde ıslah suretiyle harcını yatırarak, taşınmazın tasfiye tarihindeki değerinin yarısı olan 117.955 TL miktardaki katılma alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazın edinilmiş mal olmadığını, arsanın 23.9.1991 tarihinde harici senetle satın alındığını, davacının ev hanımı olup katkısının bulunmadığını, üzerindeki binanın 1996-1997 yıllarında yapıldığını, imar ıslah planı sonucu arsanın ... Belediyesi adına tescil edildiğinden, ihale suretiyle taşınmazı ikinci kez satın almak durumunda kaldığını, bedelini ise, arsa üzerindeki binadan sattığı bir dairenin parasından karşıladığını, açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tapu iptal ve tescil isteğinin reddine, dava konusu taşınmazın yarı oranındaki değerine isabet eden 117.955 TL miktarındaki alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine, hüküm; davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; taraflar, 22.08.1983 tarihinde evlenmişler, 27.11.2007 tarihinde açılan boşanma davası sonunda 29.04.2010 tarihinde kesinleşen hükümle boşanmışlardır. Eşler arasındaki mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir (TMK.nun 225/son). Başka mal rejimi seçilmediğinden; taraflar arasında evlilik tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 ... TKM.nin 170.m.), 01.01.2002 den mal rejiminin sona erdiği 27.11.2007 tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (TMK.nun 202. ve 4722 s. Yürürlük K.m.10/1.m) Dava konusu 8345 ada 22
parselde kayıtlı taşınmazın öncesi 518 parsel olup, tapulama suretiyle 13.7.1958 tarihinde Hazine adına tescil edilmiş, ardından hükmen 14.6.2002 tarihinde ... Belediyesi adına intikali sağlanmıştır. 10.9.2004 tarihinde yapılan imar çalışmaları ile anılan taşınmazın ifrazı ile oluşan 8345 ada 22 parsel ... taşınmaz, aynı tarihte Belediye adına yazılmış, daha sonra 2886 ... Yasanın 36. maddesi uyarınca yapılan ihale sonucu, taşınmaz 22.11.2007 tarihinde 20.178 TL olan bedeli ödenmek suretiyle davalı üzerinde kalmış, tapuda yapılan devir işlemiyle 28.11.2007 tarihinde davalı adına sicil oluşmuştur.
Kural olarak, mal rejiminin tasfiyesi nedeniyle gerek katılma ve katkı payı, gerekse değer artış payına dayalı istekler alacaklı eşe sadece alacak hakkı sağlar. Bu durumda; 7.10.1953 tarih 8/7 ... İBK uyarınca taşınmazın üzerinde payı bulunduğunu iddia eden davacı, ayın (mülkiyet) talep edemez. Bu nedenle iptal ve tescil isteği yönünden davanın reddine karar verilmiş bulunması doğrudur.
Davacı, dava konusu taşınmazın, edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olduğunu ve katılma alacağı hakkı bulunduğunu ileri sürerek bedel isteğinde bulunmuş, davalı taşınmazı 1991 yılında 3. kişilerden tapu dışı harici satım senedi ile edinmiş olduğunu davacının gelir getiren bir çalışmasının bulunmadığını, bu nedenle katkısının olmadığını, üzerindeki binayı da kendisinin çalışmaları karşılığı elde ettiği geliri ile 1996-1997 yıllarında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde yaptığını, her ne kadar arsayı 2002 tarihinden sonra Belediyeden ihale suretiyle almış ise de, tapudan devrin bu şekilde sağlandığını, ihale için ödenen bedelin ise, yaptırdığı binadan sattığı bir dairenin parasından karşılandığını, taşınmazın tümünün kişisel malı (TMK.nun 220 md) olup davacının hakkının bulunmadığını savunmuştur.
Dosya arasında yer alan bilgi ve belgelere, tanık beyanlarına göre 8345 ada 22 parsel üzerinde bulunan üç katlı binanın eşler arasında MK.nun 170. maddesine göre mal ayrılığı rejiminin geçerli bulunduğu dönemde yapıldığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Buna göre, eşlerin birbirlerinin mal varlıklarının edinilmesine katkılarının kanıtlanması durumunda, katkı oranında alacak hakkı doğar. 743 ... MK.nun yürürlükte bulunduğu, 01.01.2002 tarihinden önce eşler arasında yasal mal ayrılığının geçerli olduğu dönemde, karı ve kocanın diğerinden katkı payı karşılığında tazminat isteyebilmesi için mutlaka parasal veya parayla ölçülebilen maddi bir değer koymak suretiyle katkısının bulunması gerekir. Somut olayda; davacı kadının ev hanımı olup, gelir getiren herhangi bir işte çalışmadığı gibi herhangi bir şekilde somut katkısının ileri sürülüp ispat edilemediği anlaşıldığından, anılan bina yönünden davacı kadının alacak hakkı bulunmamaktadır. 2007 yılında ihale suretiyle alınan arsa yönünden ise; davalı ihale bedelinin, kişisel malı olan binadan 2007 yılında sattığı bir dairesinin parasından karşıladığını, bu nedenle davacının alacak hakkı bulunmadığını ileri sürmüştür. Davalı tanığı olarak dinlenen..., davalıdan 2007 yılında bir daire satın aldığını bedelini ödediğini, ancak üzerinde şerh bulunduğu gerekçesiyle tapuda devir yapılmadığını açıklamıştır. Davalının dayandığı dosya arasında yer alan 4.6.2008 tarihli Protokol başlıklı belgede, 8345 ada 22 parselde bulunan 1 nolu dairenin ... tarafından... satıldığı toplam 72.000 TL olan bedelinden, 47.000 TL nin peşin alındığı kalan miktarları için senet düzenlendiğinin kararlaştırıldığı, satan ve satın alan kişinin imzası ile tasdik ettikleri açıklanmıştır.
Şu halde, dava konusu arsanın ihale bedelinin yatırıldığı 22.11.2007 tarihinde davalının binada bulunan dairesinin satışının sözkonusu olmadığı, her ne kadar satın alan ile davalı tarafından satışın 2007 yılında yapıldığı ileri sürülmüş ise de, dosya arasında yer alan
4.6.2008 tarihli yazılı belge karşısında beyanlara itibar edilemeyeceği, kaldı ki 2008 yılında satıldığı, yazılı belge ile belirlenmiş iken, 2007 yılında yapılan ihalede bedelin bu dairenin satış parasından karşılandığı iddiası hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi TMK.nun 2. maddesinde belirtilen hakkın kötüye kullanılması ve dürüstlük kuralına da aykırıdır. Kaldı ki bu tür belgelerin her zaman düzenlenmesi mümkün bulunduğundan tanık...'nın beyanına değer verilemez. Bu açıklamalar karşısında dava konusu arsanın edinilmiş mal (TMK.219 md) niteliğinde bulunduğunun kabulü gerekir.
Bu saptamalara göre; dava konusu arsa, yasal edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden sonra satın alınmış olup, dava; TMK.nun 202 vd. maddeler uyarınca katılma alacağı isteğine yöneliktir. O halde; 8345 ada 22 parselde kayıtlı arsa yönünden katılma alacağının tespitinde, eklenecek değerlerden (TMK.nun 229 m.) ve denkleştirmeden (TMK.nun 230.m.) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere davalı kocanın edinilmiş malların (TMK.nun 219.m.) toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.nun 231.m.) yarısı üzerinden (TMK.nun 236/1.m.) tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınarak davacının katılma alacağının saptanması gerekmektedir.
Mahkemece yapılacak iş; dava konusu arsanın verilecek karar tarihine en yakın tarihteki değerinin uzman bilirkişi aracılığı ile objektif kriterlere göre tespit edilmesi, (TMK m.232,235) yukarıda açıklanan ilke ve esaslar uyarınca kalan artık değerin yarısı üzerinden davacının katılma alacağının saptanması, gerek görüldüğü takdirde bir hesap uzmanından (mali müşavir ya da muhasebeci) taraflar, mahkeme ve Yargıtay’ın denetimine açık rapor alınması, ondan sonra uyuşmazlığın çözüme ulaştırılması gerekirken hatalı değerlendirme sonunda yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün alacağa yönelik bölümü bakımından 6100 ... HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 17.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.