Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 25/02/2009 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 29/03/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz olunmuştur.
a-Borçlar Yasası'nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir.
Dava konusu olayda; davalının kusurunun derecesi, olay tarihi, yaralanmanın niteliği ve derecesi ile yukarıda gösterilen ilkeler göz önünde tutulduğunda, davacı yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı fazladır. Mahkemece, daha ılımlı bir miktar takdir edilmesi gerekir. Karar, bu bakımdan yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
b-Dava, konusu eylem nedeniyle dava dışı sigorta tarafından davacıya 31/01/2009 gününde 8.166,00 TL ödemede bulunulmuş ve bu miktar indirilmek suretiyle düzenlenen 02/02/2012 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Sigorta tarafından yapılan ödeme ile bilirkişi raporunun düzenlenmesi arasında uzunca bir süre geçmiş bulunmaktadır. Şu durumda, yararların denkleştirilmesi ilkesi çerçevesinde; ödenen miktarın, ödeme tarihi ile bilirkişi raporunun düzenlendiği tarih arasındaki işlemiş yasal faizinin de belirlenmesi ve hesaplanan destekten yoksunluk zararından düşülmesi gerekir.Karar, açıklanan nedenle yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Temyiz olunan kararın, yukarıda (2/a-b) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA; davacının tüm, davalının öteki temyiz itirazlarının ise (1) sayılı bentte açıklanan nedenlerle reddine ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 17/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.