Tebliğname No: 2 - 2009/251171
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında lehe olan yasanın saptanabilmesi için 5237 sayılı TCK.nun 7. ve 5252 sayılı kanunun 9. maddeleri uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi sonucu verilen 15.06.2005 tarihli kararın temyizi mümkün kararlardan olduğu ve 5271 sayılı CMK.nun 264. maddesine göre de, kanun yolunun ve merciin belirlenmesinde yanılma başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, sanığın bu karara karşı verdiği 18.05.2008 tarihli dilekçesinin temyiz niteliğinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
5252 Sayılı Kanunun 9/1. maddesi, 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak 5237 Sayılı TCK.nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceğini öngörmüşse de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün ve 162/173 Sayılı kararında açıklandığı gibi lehe olan yasanın belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılması zorunludur. Evrak üzerinde inceleme yapılabilmesi ise ancak belirtilen bu haller dışında söz konusu olabilecektir.
Sanık hakkında lehe olan yasanın belirlenmesi için araştırma ve inceleme yapılması ve takdir hakkının kullanılması gerekeceğinden duruşma açılması suretiyle karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde evrak üzerinde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 26/09/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.