SUÇLAR: 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na muhalefet
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin öğrenme üzerine süresinde kabul edildiği, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanığın temyiz isteği; olay tespit tutanaklarında isimleri bulunan tanıkların dinlenmediğine, kesin ve inandırıcı deliller yokken mahkûmiyet kararı verildiğine ve eksik araştırma yapıldığına ilişkindir.
Yapılan incelemede; 25.11.2013 tarihinde 4 gün süre ile memleket iznine gönderilen sanığın, aynı yıl içerisinde daha önce kullandığı bir başka izninde yol süresi verildiğinden, en geç 30.11.2013 tarihinde Birliğine katılış yapması gerekirken mazeretsiz olarak katılmadığı, 07.01.2014 tarihinde kendiliğinden
giderek Birliğine teslim olduğu;
15.01.2014 tarihinde 2 gün süre ile memleket iznine gönderilen sanığa, 2 gün yol süresi de verildiğinde en geç 20.01.2014 tarihinde Birliğine dönerek katılış yapması gerekirken mazeretsiz olarak katılmadığı, 10.02.2014 tarihinde kendiliğinden giderek Birliğine teslim olduğu;
25.02.2014 tarihinde çıkmış olduğu çarşı izninden dönmeyerek firar eden sanığın, 10.06.2014 tarihinde hakkında çıkarılan yakalama emri gereği polis ekiplerince yakalandığı;
11.06.2014 tarihinde Uzunköprü Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ifadesinin tespitini müteakip aynı gün Uzunköprü Askerlik Şubesi Başkanlığına teslim edilen ve anılan Askerlik Şubesi tarafından 1 gün yol süresi verilerek serbest bir şekilde Birliğine sevk edilen sanığın, en geç 13.06.2014 tarihinde Birliğine katılış yapması gerekirken bundan imtina ettiği, bir müddet hali firarda bulunduktan sonra 13.10.2014 tarihinde kendiliğinden giderek Birliğine teslim olduğu; anlaşılmıştır.
Sanık hakkında izin tecavüzü ve firar suçlarından 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-b, 73 ve 66/1-a maddeleri uyarınca ayrı ayrı her bir eylemi için cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmalarında özetle; ailevi ve maddi sebeplerle atılı suçlara konu eylemleri gerçekleştirdiğini beyan etmiştir.
Sanığın uyum bozukluğu tanısıyla askerliğe elverişli olmadığına ilişkin TSK Sağlık Komutanlığınca onaylanmış GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Komutanlığının 21.01.2015 tarihli, 938 sayılı sağlık kurulu raporu dosyada mevcuttur.
GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesinin 01.04.2015 tarihli, 162 sayılı ve 25.05.2015 tarihli, 61 sayılı gerekçeli ek sağlık kurulu raporlarında; sanığın askerliğe elverişsizlik halinin suç tarihlerini kapsamadığı, askerliğe elverişsizlik halinin 21.01.2015 tarihinden itibaren geçerli olduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32/1-2 ve 34 nci maddelerinden yararlanmasının uygun olmadığı ve madde kullanımının bağımlılık düzeyinde olmadığı tespitlerine yer verilmiştir.
Sanığın adli gözlem kararı kapsamında düzenlenen, Çorlu Asker Hastanesi Komutanlığının 19.10.2015 tarihli, 2714 sayılı sağlık kurulu raporu ve adli raporu ile disosyal kişilik bozukluğu (antisosyal kişilik) tanısı konan sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişli olduğuna ve cezai ehliyetinin tam olduğuna karar verilmiştir.
Tetkik edilen tüm dosya kapsamına göre; sanığın, izin süresini geçirmesine ilişkin mazeret olarak ileri sürdüğü hususların askerlik hizmetine üstün tutulabilecek, kanuni ve geçerli mazeretlerden olmadığı anlaşılmakla; atılı suça konu eylemlerinin Mahkemece sabit görülerek, sanık hakkında iki ayrı 6 hafta içinde kendiliğinden dönmekle son bulan izin tecavüzü suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulmasında ve suç tarihlerinde askerliğe elverişliliği ve cezai ehliyeti konusunda şüphe bulunmayan sanığın, yakalanmakla ve kendiliğinden gelmekle son bulan firar suçlarını işlediği belirlenmekle, atılı suça konu eylemlerinin Mahkemece sabit görülerek sanık hakkında mahkûmiyet hükümleri kurulmasında ayrı ayrı
bir isabetsizlik görülmediğinden hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Sanık hakkında kurulan hükümlerde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
28.06.2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 81 inci maddesi ile 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik gözetilmeden, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamının tahsil edilmesine ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükümlerin adlî para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin paragraflarında yer alan "taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamının tahsil edilmesine (tahsil edilmeyen ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği tebliğ edilemedi)" ibarelerinin hükümden çıkarılması suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
05.06.2024 tarihinde karar verildi.