İstinaf başvurularının esastan reddi

Sanığın 28.05.2018 tarihli temyiz istemi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 08.06.2018 tarihli ek kararıyla, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükmün kesin nitelikte olması nedeniyle sanığın temyiz isteminin reddine karar verildiği, ek kararın sanığa 13.06.2018 tarihinde tebliğ edildiği ve sanığın ek kararı temyiz etmediği anlaşıldığından, temyiz kapsamının sadece hırsızlık suçundan kurulan hükme ilişkin olduğu belirlenmekle;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesinde yapılan 20.09.2017 tarihli 1. celsede zorunlu müdafii bulunmaksızın sanığın sorgusu yapılmış ise de, celse arasında Mahkemece sanığa barodan zorunlu müdafii atamasının yapıldığı, kısa kararın açıklandığı 14.12.2017 tarihli 3. celsede, sanık ve müdafiinin birlikte duruşmaya katıldığı, sanığa eski kimliği tahtında yasal haklarının tekrar hatırlatıldığı, sanık ile müdafiinin beyanlarının alındığı ve sanığın önceki savunmalarını tekrar ettiğini beyan ettiğinin anlaşılması karşısında, Tebliğname'deki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş; sanık müdafiinin İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf ettikten sonra sunduğu 27.12.2017 tarihli istifa dilekçesinde kurum avukatlığı kadrosuna atanması sebebiyle müdafilik görevinden istifa ettiğini bildirdiği, Bölge Adliye Mahkemesince sanığa yeni müdafi görevlendirilmeden 10.05.2018 tarihinde sanık hakkında karar verildiği belirlenmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafi atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-h maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı farklı gerekçeyle istem gibi BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Ankara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.