Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, ... İlçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan yüzölçümleri kadastro tutanaklarında yazılı 121 ada ...,... ada 4,124 ada 16,125 ada 2,3,4,127 ada 5,160 ada 36,37,38,39,41,118,122,123,168 ada 95,96,123,125,126,133 ve 134 parsel sayılı taşınmazlar, satın alma, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, ayrı ayrı davalı ... ve arkadaşları adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., miras yoluyla gelen hakka dayanarak, tapu iptali ve adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazlar yönünden muris muvazaasına ilişkin iddianın dinlenemeyeceği, koşullarının varlığı halinde 4721 sayılı TMK'nın 560 ila 571. maddelerinde öngörülen tenkis davasına konu edilebileceği ve davada tenkis isteği bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Davacı ..., çekişmeli taşınmazların müşterek muris ...’dan intikal ettiğini ve bir kısım taşınmazların tespitine dayanak yapılan Karadeniz Ereğli 1. Noterliği’nin 20.6.1967 tarih ve 5952 yevmiye numaralı re’sen zilyetlik devir senedinin geçersiz olduğunu belirterek, miras payı oranında tapu iptali ve adına tescil kararı verilmesi için dava açmıştır. Davalı ... ve arkadaşları ise, müşterek muris ...’ın çekişmeli taşınmazları Karadeniz Ereğli 1. Noterliği’nin 20.06.1967 tarih ve 5952 yevmiye numaralı re’sen zilyetlik devir senedi ile kendi murisleri ... oğlu ...’e sattığını ve taşınmazlarda kendilerinin zilyet olduğunu savunmuşlardır. Mahkemece, davacının iddialarının araştırılması yönünden mahallinde keşif yapılmadığı gibi, davalı tarafın dayandığı re’sen zilyetlik devir senedi de uygulanmadan davanın reddine karar verilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmemektedir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve tarafların bildireceği tanıkların katılımıyla keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, her bir çekişmeli taşınmazın ayrı ayrı öncesinde kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, davalı tarafın dayandığı re’sen zilyetlik devir senedi mahalinde uygulanıp senede konu taşınmazlar belirlenerek senedin çekişmeli taşınmazların tamamını veya bir kısmını kapsayıp kapsamadığı üzerinde durulmalı; fen bilirkişisinden keşfi ve uygulamayı izleyip denetlemeye elverişli ayrıntılı ve krokili rapor düzenlemesi istenmeli, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, bu husus gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı davacı ... vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.02.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.