HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
Sanıklar hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
1.Sanık ...'ın temyiz isteği; işyerinin kendisine ait olmadığı ve işyerinde işçi olarak çalıştığına, diğer sanık ... ...'nin telefonları kendisine ait olduğunu beyan ettiğini ve böylece suça konu telefonların edinilmesinde ve satılmasında herhangi bir katkısının bulunmamasına, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmaması, hapis cezasının ertelenmemesi nedenleriyle usul ve esasa aykırı olan hükmün bozulması talebine ilişkindir.
2.Sanık ... ...'nin temyiz isteği; mahkûmiyet hükmünün usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle bozularak beraatine karar verilmesi talebine ilişkindir.
06.10.2012 tarihinde şikâyetçi ...'in ... İletişim isimli işyerinden 1 adet Iphone 4S marka ... İmei numaralı gümrük kaçağı cep telefonu sattın aldığı ve söz konusu telefonun kaçak olduğuna dair mesaj gelmesi üzerine Cumhuriyet savcılığına 03.05.2013 tarihli şikâyet dilekçesi sunması üzerine ... isimli işyerinde mahkeme kararı üzerine 09.05.2013 tarihinde işyerinde ...'ın bulunduğu espit edilerek yapılan aramada; işyerinin vitrin bölümünden toplam 16 adet cep telefonu ele geçirilmiş ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçu uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Sanık ...'ın işyeri sahibinin ... ... olduğunu beyan etmesi üzerine mahkemece ... ... hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ve hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılarak mahkemece birleştirme kararı verildiği görülmüştür.
Sanık ... ... savunmasında; iddianamede bahsedilen suça konu cep telefonunu da ikinci el olarak aldığını daha sonra müşteri çıktığı için sattığını ancak kaçak olduğunu bilmediğini beyan etmiştir.
Sanık ... savunmalarında; ... isimli işyerinde 7 aydır çalışıyor olduğunu, işyerinin asıl sahibinin ... ... olduğunu, arama esnasında ...'ın işyerinde olmadığını, ...'ın talimatı üzerine telefonları alıp satıyor olduğunu, davaya konu telefonları nasıl alındığını, fatura belgesinin bulunup bulunmadığını bilmediğini savunmuştur.
Dava konusu eşyanın değerinin "pek hafif" kabul edildiği, Dairemiz yerleşik uygulamalarına uygun olduğu tespit edilmiştir.
Bilgi Teknolojileri Başkanlığının 20.05.2013 tarihli yazısında, telefonların 6 adedinde kayıt bulunmadığı, 2 adedinin kayıt dışı (1 tanesi müştekinin şikâyet ettiği telefon), 4 tanesinin başka cihaza kopyalı olup 5 adedinin ise yasal ithalat yoluyla kayıt edildiğinin tespit edildiği bildirilmiştir.
Dosyada mevcut 12.05.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre; 12 adet cep telefonunun kayıtsız olduğu, 5 adedinin ise sisteme yasal yollar ile kayıt edildiği, müşteki ...'e satılan telefonun kayıtsız olduğunu, gümrük kaçağı olduğu tespit edilen 12 adet cep telefonunun vergiler toplamının 1.603,20 TL, Gümrüklenmiş değerinin ise 2.643,20 TL olduğu, ele geçen 17 adet cep telefonun vergiler toplamının 2.240,90 TL, gümrüklenmiş değerinin ise 3.545,90 TL olduğunu bildirmiştir.
Sanık ... ...'ye ait olan ve diğer sanık ...'ın çalışan olduğu işyerinin vitrininde satışa hazır vaziyette suça konu 11 adet gümrük kaçağı cep telefonunun ele geçmesi yine şikâyetçi ...'e kaçak olduğu tespit edilen 1 adet cep telefonunun satılması ve tüm dosya kapsamına göre sanıkların eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanıklar hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1.7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği, sanık ...'a soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı, bu cihetle kovuşturma aşamasında sanık ...'ın işyerinde 7 aydır çalıştığını beyan etmesi karşısında yapılan ödeme ihtarında bilirkişi raporunda işyerinde ele geçen 16 adet cep telefonundan 11 adedinin kaçak olduğu tespit edildiği cihetle, 11 adet cep telefonu yönünden belirlenen gümrüklenmiş değerinin iki katı olan tutarı hüküm verilince kadar ödemesi halinde cezasında 1/2 oranında indirim yapılacağının bildirilmesi yerine yazılı şekilde ele geçen tüm eşya yönünden bilirkişi raporunda bildirilen gümrüklenmiş değerin iki katını ödemesi halinde cezasından 1/3 oranında indirim yapılacağı bildirilerek sanığın yanıltılması ve ödemediğinden bahisle hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması,
2.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.09.2020 tarihli iadesi üzerine, talimat mahkemesince sanık ... ...'ye son bildirdiği adresten farklı bir adrese yapılan duruşma günü ihtarının iade edildiği cihetle; sanık hakkında soruşturma aşamasında ihtar yapılmadığı da gözetilerek kaçak olduğu tespit edilen bilirkişi raporunda 12 adet cep telefonu yönünden belirlenen gümrüklenmiş değerinin iki katını ödediği takdirde cezasında 1/2 oranında indirim yapılacağını bildirir ödeme ihtaratı ekli davetiye çıkarılarak usulüne uygun tebliğ edilmeden yazılı şekilde 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince etkin pişmanlık hükümlerinin oluşmadığından bahisle yazılı şekilde hüküm tesisi,
3.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarihli ve 2015/398 Esas, 2017/272 Karar sayılı ilâmlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
İncelemeye konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin olduğu 09.05.2013, iddianame düzenleme tarihinin 06.01.2015 olduğu,
Sanık hakkında, Adana 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/1127 Esas sayılı derdest dosyasında suç tarihinin 25.11.2013, iddianame düzenleme tarihinin 28.02.2014 olduğu gözetilerek,
Sanık ... ...'nin bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
4.Sanık ... ...'nin Adana 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/391 Esas ve 2010/808 Karar sayılı tekerrüre esas mahiyetteki adlî sicil kaydının 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne ilişkin olduğu anlaşılmış olup sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının değerlendirilmesi bakımından, bahse konu ilâmla ilgili 7242 sayılı Kanun'un 61 inci ve 62 nci maddeleri ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü ve 5 inci maddelerinde düzenlenen lehe hükümler yönünden öncelikle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı mahkemesinden araştırıldıktan sonra, neticesine göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
5.Sanıklara kısa süreli hapis cezasının gün adlî para cezasına çevrilmesinde, gün adlî para cezasının bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanması sırasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 52/2. maddesinin gösterilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıkların temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 05.06.2024 tarihinde karar verildi.