Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı ...,... İlçesi ... Merkez Mahallesi çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın bir bölümü hakkında, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın bilirkişiler tarafından hazırlanan 11.01.2016 tarihli rapor ve eki haritada (A) harfi ile gösterilen 4.153,62 metrekare, (B) harfi ile gösterilen 10.416,67 metrekare, (C) harfi ile gösterilen 3.869,04 metrekare ve (E) harfi ile gösterilen 2.264,90 metrekare yüzölçümündeki bölümlerinin davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK'nın 713/1,3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddelerine dayalı kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebiyle tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, temyize konu taşınmaz bölümleri üzerinde davacı lehine imar-ihya ve zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında tescil harici bırakılan taşınmazların, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla zilyetleri yararına tapuya tescil edilebilmesi için, taşınmazın imar-ihyasının tamamlanmasından sonra, taşınmaz üzerinde 20 yıl aralıksız, çekişmesiz ve ekonomik amaca uygun zilyetliğin sürdürülmesi gerekir. Bu nedenle, tescil davalarında, tescili istenen taşınmaz üzerinde imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihin ve bu tarihten itibaren taşınmazın ekonomik amacına uygun 20 yıllık zilyetlik süresinin belirlenmesi önem arzetmektedir. Bir arazinin niteliğini, kullanım şeklini, süresini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, mahkemece hükme esas alınan, hava fotoğrafı incelemesi sonucu sunulan rapor ile ziraat, orman ve harita mühendisi bilirkişileri tarafından hazırlanan ortak raporun, temyize konu taşınmaz bölümlerinin imar-ihyasına ne zaman başlandığı ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususlarına açıklık getirmediği ve bu haliyle hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadıkları anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece öncelikle dava tarihinden (2014) 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı tarihlerde çekilmiş en az 3 adet stereoskopik hava fotoğrafı Harita Genel Komutanlığı’ndan getirtilmeli, temyize konu taşınmaz bölümlerinin çevresinde yer alan komşu taşınmazların parsel numaraları belirlenerek bunların kadastro tespit tutanakları ve varsa dayanakları getirtilerek dosya arasına konulmalı, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi ve üç kişilik ziraatçı bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, taşınmaz bölümlerinin geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; komşu taşınmazların kadastro tespitlerine esas kayıtları yöntemine uygun şekilde mahalline uygulanarak bu kayıtlarda çekişmeli taşınmaz yönünün ne şekilde görüldüğü belirlenmeli; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, taşınmaz bölümlerinin ayrı ayrı toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazın imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir ve komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını da içerir, bilimsel esaslara ve maddi verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde, taşınmaz bölümlerinin ayrı ayrı sınırlarını ve niteliğini, taşınmaz üzerinde imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı; fen bilirkişisine ise, keşfi takibe ve denetlemeye elverişli, dava konusu taşınmaz bölümlerini komşularıyla birlikte gösterir şekilde krokili rapor düzenlettirilmeli ve bu şekilde davacı lehine zilyetlikle kazanma şartlarının oluşup oluşmadığı kesin olarak belirlenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.02.2020 gününde oybirliği ile karar verildi.