Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1 maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.11.2015 tarihli 2015/725 Esas, 2015/1886 Karar sayılı kararı ile yöneticiliğini yaptığı dershanede öğrenci olan katılanın moralinin bozuk olduğunu gören sanığın cinsel saikle bir anda katılana sarıldığı ve kendisine çektiği, katılanın boynundan öptüğü, bu sırada başkaları görmesin diye rahat konuşmak için başka odaya götürdüğü ve burada kapıyı arkadan kilitlediği, sarılarak boynundan ve dudağından öptüğü, katılanı kendisine çekerek dizine oturttuğu, dudaklarından ve boynundan öpmeye devam ettiği kabul edilerek sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102/1,2. cümle, 3-b, 62,53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanunun 109/1,5,62,53. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Sübuta, görgüye dayalı tanık beyanı bulunmadığına, eylemleri kabul etmemek kaydıyla katılanın açıkça rıza gösterdiğine, rızanın son bulması durumunda eylemlerine son verildiğinin kabulü gerektiğine, istediğinde çok kolay yardım isteyebileceğine, keşif yapılmadığına, eksik incelemeye, tanıklar Cihan ve Anılcan'ın beyanlarının göz ardı edildiğine, soyut gerekçe ile mahkûmiyet hükümleri kurulduğuna, hükümlerin bozulması talebine ve sair hususlara ilişkindir.
A. Sarkıntılık Suretiyle Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Katılanın aşamalardaki beyanları, savunmalar, tanık beyanları ve tüm dosya içeriği nazara alındığında sanığın katılana sarılma, boynundan öpme başka odaya götürüp kapıyı kilitleyerek, boynundan ve dudağından öpme, dizine oturtma dudaklarından ve boynundan öpmeye devam etme şeklinde sübuta eren eylemlerinin sarkıntılık düzeyini aştığı gözetilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
5237 sayılı Kanun'un 102/3-b maddesinde düzenlenen hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması kavramı ile failin, yazılı veya sözlü bir hizmet akdine dayanarak mağdur üzerinde işe alma, işten çıkarma, ücret gibi sosyal haklarını belirleme şeklinde yetkilere sahip olup, bunun verdiği nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle suç işlenmesinin kastedilmesi karşısında, kurs yöneticisi olan sanık ile kursta resim dersi alan mağdure arasında hizmet ilişkisi bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde sanık hakkında anılan maddenin tatbiki suretiyle fazla ceza tayini, hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Cinsel saldırı suçunun işlendiği sırada ve eylemle sınırlı süreyle katılanın iradesiyle hareket etme imkanının ortadan kaldırılmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı, kişinin vücudunun suçun konusu olması sebebiyle, katılanın hareket etme özgürlüğü ortadan kaldırılmadan bu suçun işlenemeyeceği gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince sanığın kanuni unsurları itibarıyla oluşmayan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçenin (A) ve (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 321 ve 326/son maddeleri gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.06.2024 tarihinde karar verildi.