Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK.nun 1007. maddesi uyarınca tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- KARAR –
Dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK.nun 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; dava konusu edilen Sinop ili, Merkez, ... Köyünde bulunan 235 parsel sayılı taşınmazın, ... köyünde 1961 yılında yapılan kadastro çalışmalarında eski tapu ve vergi kayıtlarına istinaden ilk malikleri adına tespit gördüğü, tapulama tutanağının 15.11.1963 tarihinde kesinleşmesi ile tapuya tescilinin sağlandığı ve davacıların, söz konusu taşınmazı 02.10.1989 tarihinde satın almasından sonra, Hazinece Sinop Asliye Hukuk Mahkemesine açılıp 2009/126 esas sayılı dosya üzerinden görülen davada, taşınmazın 3244,43 m2'lik bölümünün Kıyı Kenar Çizgisinde kaldığından bahisle davacılar adına olan tapu kaydının iptaline karar verilmesi üzerine, davacıların tazminat istemli iş bu davayı açtıkları anlaşılmıştır.
4721 sayılı TMK.nun "sorumluluk" kenar başlığını taşıyan 1007. maddesi "Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder" hükmünü içermektedir. Söz konusu bu hükümle düzenlenen kusursuz sorumluluk gereğince, tapu siciline bağlı çıkarların ve ayni hakların yanlış tescili sonucu, değişmesi ya da yitirilmesi halinde bu haklardan yoksun kalınması nedeniyle, sicillerin doğru tutulmasını üstlenen ve taahhüt eden Devlet, gerçeğe aykırı ve dayanaksız kayıtlardan doğan zararları da ödemekle yükümlüdür. Tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda yapılan hatalardan da TMK.nun 1007. maddesi anlamında devletin sorumlu olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda; dava konusu taşınmazın, 1961 yılında yapılan kadastro çalışmaları nedeniyle, ilk malikleri adına tapuya tescilinin sağlanmasından sonra, taşınmazı 1989 yılında, tapu kaydında hiçbir kısıtlama bulunmaksızın, satın alma yolu ile iktisap eden davacıların, taşınmazın bir kısmının, kıyı kenar çizgisinde kalması nedeni ile tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle uğradıkları zararın tazmini için Hazine aleyhine açtıkları bu davada, 4721 sayılı TMK.nun 1007. maddesi uyarınca Devletin kusursuz sorumluluğuna ilişkin koşulların oluştuğu gözetilerek, işin esasına girilip, yapılacak inceleme sonucunda tazminat miktarı belirlenerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçelerle davanın reddine dair hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U....nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 17.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
5. Hukuk Dairesi - E. 2012/14186 - K. 2012/26731
Yargıtay Kararı
Künye Bilgileri
| Daire | 5. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2012/14186 |
| Karar No | 2012/26731 |
| Karar Tarihi | 17.12.2012 |
Karar Metni
"İçtihat Metni"