... ile ... ve ..., dahili davalılar Hazine ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ...Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 28.07.2010 gün ve 608/516 saylı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi dahili davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

Davacı, 2.10.2009 havale tarihli dava dilekçesinde özetle: 198 ada 45 parsel sayılı taşınmazın kendi adına kayıtlı olduğunu, 198 ada 44 ve 46 nolu parseller ile 37 ve 38 nolu parsellerin davalılara ait bulunduğunu, kadastro çalışmalarında kendisine ait bir kısım yerlerin dere yatağında ve davalılara ait parsellerde kaldığını açıklayarak keşifte belirlenecek yerler için tapu iptali ve tescil ile tescil isteğinde bulunmuştur. Ayrıca, duruşma oturumlarında açıklamalı beyanlarını yinelemiştir.
Davalılar, oturumlarda, kadastro tespitlerinin doğru olduğunu ve davanın reddini savunmuşlar, ayrıca 1.12.2009 tarihli keşifte davacı ile kendi arazileri arasında eskiden beri sabit sınır bulunduğunu açıklamışlardır.
Mahkemece, “davacının davasının kabulüne, davalı ... adına kayıtlı 198 ada 44 nolu parselden krokide 44/B harfi ile gösterilen 55.75 m2'lik kısmın iptali ile davacı adına kayıtlı aynı ada 45 parsele eklenerek tapuya tesciline, öteki davalı ... adına kayıtlı 198 ada 46 parselden aynı krokide 46/B işaretli 45.91 m2'lik kısmın iptali ile davacının parseline ilave edilerek tapuya tesciline, ayni krokide A harfi ile işaretli 85.87 m2 kısmın dere yatağından iptali ile davacı parseline ilave edilerek tapuya tesciline” karar verilmiştir.

Hüküm süresi içerisinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller dosya kapsamından; eldeki davada davacı gerek dere yatağında ve gerekse davalılar adına tespit ve tescil edilen taşınmazlarda kalan bölümler için tespit öncesi zilyetlik hukuksal nedenlerine tutunarak iş bu davayı açmıştır. Davacının kendi adını kayıtlı nizasız 198 ada 45 parsel ile davalılar adına tapuda kayıtlı aynı ada 44 ve 46 nolu parsellerin kadastro tespitleri 26.07.2007 tarihinde yapılmıştır. Dava 02.10.2010 tarihinde açılmıştır. Kadastroda tespit dışı bırakılan yer için Dairenin ve HGK.nun kararlık kazanmış içtihatlarına göre iki yıllık makul süre geçirildikten sonra dava açılmıştır. Tespit sonrası 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresi ise dolmamıştır.
Hal böyle olunca, kadastro çalışmalarında dere yatağında bırakılan yer için davanın makul süre içerisinde açılmadığından reddine karar vermek gerekirken yazılı olduğu üzere kabule karar verilmesi doğru olmamıştır. Davalı Hazine vekilinin buna ilişkin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün bu bölümünün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.