... ile ... aralarındaki tapu iptali, tescil ve yıkım davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 20.07.2010 gün ve 504/465 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Davacı 122 ada 3 nolu parselin maliki olduğunu, kendisine ait tahmini 8-10 m2 taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında davalıya ait aynı ada 2 nolu parselde kaldığını açıklayarak bu kısmın davalı parselinden iptali ile kendisine ait parsele ilave edilerek tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı taraf kadastro tespitinin doğru olduğunu davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne, 7.7.2010 tarihli bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen Sarı renkli kalemle boyalı 10.72 m2’lik yerin davalıya ait parselden iptali ile davacıya ait parsele ilave edilerek tesciline karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde davacı ve davalı vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir, Reddine. Davalı vekilinin temyizine gelince: davacıya ait 122 ada 3 nolu parselin, arsa niteliğiyle, 214.60 m2 olarak, senetsizden, 20 yıllık zilyetlik dikkate alınarak, 11.1.2007 tarihinde davacı adına tespit gördüğü ve itirazsız olarak 04.04.2007 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davacı taraf, 23.06.2010 günlü keşifte davalı parseline ait numaranın daktilo hatası nedeniyle yanlış bildirildiğini, doğrusunun 122 ada 4 nolu parsel olduğunu açıklamıştır. Ayni keşifte dinlenen yerel bilirkişiler: dava konusu yerin mülkiyetinin hangi tarafın sınırları içerisinde kaldığını bilmediklerini söylemişlerdir. Davacı tanığı ... dava konusu yerin davacının annesinden kaldığını, 25-30 senedir davacı tarafın kullandıklarını söylemiştir. Davacı tanığı ...: dava konusu yerle ilgili bir bilgisinin olmadığını açıklamıştır. Davacı tanığı ...: dava konusu yerin davacıya ait olduğunu davalı tarafın evini kendi sınırına yaptığını beyan etmiştir. Davacı tanığı ...: dava konusu yerin kime ait olduğunu bilmediğini açıklamıştır. Davalı tanığı...: 1977 yılında dava konusu yerin tam sınırında taşlık bir yer olduğunu, taşların ne zaman temizlendiğini bilmediği bu yere bir şey ekilmediğini ve kullanılmayan bir alan olduğunu davacının da burayı ekip sürdüğünü ve kullandığını görmediğini bildirmiştir. Davalı tanığı ...(davalının kardeşi): dava konusu yerin davalıya ait olduğunu daha önceleri kullanılmayan bir yer olduğunu beyan etmiştir. Davalı tanığı ...: davalıya ait evi 1979 yılında kendisinin inşa ettiğini bu ev inşa edilirken davacının babasının gelerek sınırda 2 m’lik kar payı bırakılmasını istediğini, bunun üzerine ortak sınırdan 175 santim içeriden başlamak üzere davalının evinin temelini atarak inşaatı yaptığını öncesinde bu yerin hiçbir kimsenin zilyetliğinde olmadığını açıklamıştır. Fen bilirkişileri buna göre müştereken düzenledikleri kroki ve raporu dosyaya sunmuşlardır. Saptanan olgular mahkemenin ve tarafların bilgisindedir. Uyuşmazlık, kadastro tespiti sırasında yanlar arasındaki ortak sınırın nereden geçtiğinin belirlenmesinden ibarettir. Mahalli bilirkişiler; bu konuda herhangi bilgi sunamamışlardır. Bir kısım davacı tanıkları 1975 yılından önce, bu yerin, davacı tarafından ekilip sürüldüğünü söylemiş iseler de dinlenen davalı tanıkları yer ve zaman belirterek bu yerin 1979 yılına kadar hiçbir kimsenin zilyetliği altında olmayan “taşlık” bir yer olduğunu, 1979 yılında davalının ev inşaatı sırasında davacının babasının sözlü talebi ile nizalı yerin ortak sınırdan 175 santim eninde kar payı (kar dökülen yer) olarak bırakıldığını beyan ettiklerine göre eldeki davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı olduğu üzere kabul karar vermesi doğru olmamıştır. Davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerindir. Kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 17,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 26.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.