... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Fatsa Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 26.01.2012 gün ve 863/102 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

Davacı, Yavaş (Aşağı Yavaş) köyündeki 456,17 metrekare miktarındaki 190 ada 23 parsel ... taşınmaz ve üzerindeki betonarme iki katlı binanın babasından intikal ettiği halde kadastro çalışmaları sırasında davalı adına kaydedildiğini, o sırada hasta olduğundan ilgilenemediğini, binayı kendisinin inşa ettiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya karşı bir savunma getirmemiştir.
Mahkemece, kadastro tespiti esnasında dava konusu taşınmazın 1997 yılında davacı tarafından davalıya bağışlandığı belirtilmişse de, tutanakta bu yönde davacı beyanının yer almadığı, keşif ve tanık ifadelerinden herhangi bir bağışlamanın olmadığının anlaşıldığı, tespitin gerçek durumu yansıtmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1 ve 3402 ... Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Toplanan delillere ve yargılama tutanaklarına göre, çekişme konusu Aşağıyavaş köyündeki 190 ada 23 parselin, 456,17 metrekare miktarında olup kagir ev ve bahçesi niteliğiyle 28.04.2008 tarihinde yapılan tespit ile ...’in 1997 yılında ...’e hibe ettiğinden söz edilerek tespitinin yapıldığı, mahkemece, ilk celsede keşif gününün belirlenerek sadece davacı tarafa tanık ve delil bildirmesi için süre tanındığı, tanıkların nasıl dinleneceği konusunda açıklama yapılmadığı, vazgeçme olmadığı halde herhangi bir gerekçe gösterilmeden davacı tanıklarının dinlenmediği ve tespit bilirkişisinin ise resen dinlendiği, davalıya tanık ve delil bildirmek için süre ve imkan tanınmadığı anlaşılmıştır.
Genel mahkemelerde görülen davalarda Hâkim tarafların gösterdikleri tanık ve delillerle bağlı olup onun dışında kendiliğinden tespit bilirkişisi ve tanık dinleyemezler. Çünkü genel mahkemlerde taraflarca hazırlama kuralı geçerlidir. Bundan ayrı, zilyetlik maddi olaylardan olup 3402 ... Kadastro Kanununun 14/1. fıkrası uyarınca yerel bilirkişi ve tanık dâhil her türlü delil ile kanıtlanması mümkündür. Davacı taraf tanık listesini sunduğu ve tanıklardan vazgeçme olmadığı halde, mahkemece davacı taraf tanıkları bakımından herhangi bir gerekçe gösterilmeden dinlenilmemesi de doğru bulunmamıştır.
Bu nedenle öncelikle tarafların tanık ve delillerini bildirmeleri konusunda taraflara süre ve imkân tanınması, genel mahkemelerde görülen davalarda Hâkimin tarafların gösterdikleri tanık ve delillerle bağlı olup onun dışında kendiliğinden tespit bilirkişisi ve tanık dinleyemeyeceğinin nazara alınması, yöntemine uygun bir biçimde keşif ara kararının alınarak, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK. nun 243 ve 244. maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, aynı Kanunun 259 ve 290/2. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların keşif yerinde dinlenmelerinin sağlanması, 3402 ... Kadastro Kanununun 14/1. maddesi uyarınca zilyetlik maddi olaylardan olup, yerel bilirkişi ve tanık dâhil her türlü delille kanıtlanmasının mümkün olduğunun göz önünde tutulması, davacının taşınmazı davalıya bağışlayıp bağışlamadığı hususunda yerel bilirkişi ve tanıkların detaylı beyanlarına başvurulması, hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde olayın aydınlatılması, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde HUMK. nun 265. (HMK. nun 261) maddesi gereğince aykırılığın giderilmesi, ondan sonra toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması doğru değildir.
Açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 ... HMK. nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1086 ... HUMK. 428. maddesine uyarınca BOZULMASINA, HUMK. nun 388/4. (HMK. m.297/ç) ve HUMK. nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine ve 120,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 17.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.