SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2016 Tarihli ve 2014/420 Esas, 2016/347 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında
1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejimi, infaz sonrasında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrası yollaması ile 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejimi, infaz sonrasında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
Sanık müdafii temyizinde özetle; sanığın sahte kimlik kullanmak zorunda kalmasına dair samimi ikrarı, şu an yatacağı başka mahkumiyeti bulunmaması ve mağdurun şikayetinden vazgeçmesi nedeni ile lehine hükümlerin uygulanması gerektiği gerekçesi ile kararın bozulması istenmiştir.
1. Asıl dosya iddianamesinde özetle, sanığın bir olay nedeni ile göz altına alınması esnasında polise kimlik bilgileri mağdura, fotoğrafı kendisine ait olan sahte nüfus cüzdanı verdiği, birleşen dosya iddianamesinde özetle; bir hırsızlık olayı hakkında İstanbul Anadolu 26. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan davada sanık konumundaki mağdurun esasen hırsızlıkla hiçbir alakasının olmadığı, kendisinin kimlik bilgilerinin kullanıldığı, bu çerçevede yapılan araştırma sonucu eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı, hırsızlık soruşturmasında sanığın, mağdurun kimlik bilgilerini kullandığından bahisle cezalandırılması istenmiştir.
2. Sanık özetle; mağdura ait nüfus cüzdanının üstüne kendi fotoğrafını yapıştırarak bir süre kullandığını, İftira ve başkalarına ait kimlik bilgilerini kullanma suçunu kabul etmediğini savunmuştur.
3. Mağdur özetle, iddianameler yönünde beyanda bulunmuştur.
4. Uzmanlık raporunda özetle, nüfus cüzdanının tamamen sahte olduğu ve aldatıcılık niteliğinin bulunduğu belirtilmiştir.
5. Dosya kapsamından ve UYAP sisteminden yapılan incelemede; İstanbul Anadolu 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/138 Esas sayılı dosyasında, 15.02.2014 tarihindeki bir hırsızlık olayı hakkında sanığın, mağdurun adı ile hırsızlık, mala zarar verme, konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından yargılandığı, aynı dosyanın soruşturma safhasında sanığın, mağdurun adı ile polise ifadesi verdiği ve mağdurun adı ile tutuklandığı, anılan yargılama sonucunda, "yakalama sırasında kendisini ... olarak tanıtan ve tutanakları bu isimle imzalayan kişinin gerçek isminin ... olmadığının alınan bilirkişi raporu ile sabit olduğu" gerekçesi ile mağdur hakkında anılan suçlardan ayrı ayrı beraat ve sanık hakkında ihbarda bulunulması kararları verildiği, sanık, gerçek adı ile yargılandığı İstanbul Anadolu 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/1 Esas sayılı dosyasında, önceki yargılamada, mağdurun adı ile verdiği savunmasını kabul ettiği anlaşılmıştır.
6. Mahkemece sanık hakkında yukarıda açıklanan şekilde mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanığa yüklenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve 5271 sayılı Kanun'un 250 inci maddesinin 11 inci fıkrasına 7331 sayılı Kanun'un 22 nci maddesiyle eklenen ''Seri muhakeme usulü bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde uygulanmaz.'' şeklindeki yasal düzenleme 14.07.2021 tarihinden sonra işlenecek suçlar yönünden uygulanabileceğinden, suç tarihi itibarıyla başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunda seri muhakeme usulünün uygulanması gerektiğinden, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2016 tarihli ve 2014/420 Esas, 2016/347 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2016 tarihli ve 2014/420 Esas, 2016/347 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.06.2024 tarihinde karar verildi.