SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2016/221 Esas, 2016/186 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) ve son bendi ile 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis 58.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık temyizinde özetle; dorse alım satımı ile uğraşan patronu ...’in internetteki ilana göre hakkında anlaşma yaptığı dorseyi Ankara Pursaklar'dan getirmesini kendisinden isteyerek kendisine bir çek vererek bu çeki dorsayı aldığı yere vermesini söylediği, çeki verdiği ve kendisinden ciro istedikleri için ciroladığı, savunmasının araştırılmadığı, ...’in dinlenmediği, ...’in ortağının ... olduğu, bu kişilerin kendisine çeki tanzim edilmiş halde verdiklerinden, bu şahısların çeki verip vermediği, çeki kimin yazdırdığının araştırılması gerektiği gerekçeleri ile ve incelemede çıkacak nedenlerle beraati yönünde kararın bozulmasını istemiştir.

1. Katılan ...’in, katılan ...’in kurucu ve yetkilisi olduğu şirkette çalıştığı, şirkete ait treyler dorsesini satmak için internete ilan verdikleri, sanığın, katılanlarla temas kurduğu ve 01.10.2014 tarihi itibariyle adiyen düzenlenmiş bir protokol de düzenleyerek 29.000,00 TL fiyat üzerinden anlaştıkları, akabinde sanığın çeki verdiği, katılan ... çeki, ibraz ettiğinde banka görevlisi şikayetçi Hüseyin’in çekin sahte olduğunu bildirdiği, sanık, çeki, ... ve ... isimli şahıslardan aldığını savunmuş ise de makul bir ticari ilişki gerekçesi ortaya koyamadığı, bu şahısların açık kimlik ve iletişim bilgilerini sunacağını söylediği ancak sunmadığı iddia edilmiştir.

2. Sanık özetle; patronu ... 'in internetteki ilanla ilgili olarak anlaşma yaptığı, Ankara Pursaklar'a gidip dorseyi almasını kendisinden isteyerek çeki verdiği, çekin yazılı olduğu, sanığın ciroladığı, dorse sahibi İsmail'e verdiği, sahteliği bilmediği, ...'in kendisine bu çeki bir ticari ilişki sebebiyle aldığını söylediğini savunmuştur.

3. Katılanlar özetle, iddia yönünde beyanda bulunmuştur.

4. Dosya kapsamından, banka çalışanı olan şikayetçi Hüseyin'in, çekin fotokopi, sahte olduğunu anladığını belirttiği, bankanın, çek sahte olduğunun belirtildiği, bilirkişi raporunda sahteliğin aldatıcı nitelikte olduğunun belirtildiği görülmüştür.

5. Mahkemece, sanık hakkında yukarıda açıklanan şekilde mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.

1. 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişiklik gözetilmeden, hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 23.01.2018 tarihli ve 2017/12-463 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı uyarınca da bu hususun infaz aşamasında dikkate alınabileceği anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2016/221 Esas, 2016/186 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.06.2024 tarihinde karar verildi.