SUÇLAR: Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.07.2016 tarihli ve 2016/103 Esas, 2016/211 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 168 inci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl hapis ve 3.060,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına hükmedilmiştir.
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
Sanık ve müdafinin temyiz isteği; mahkemece verilen hükmün bozulmasına ilişkindir.
1.Sanığın tanımadığı bir şahıstan cirosuz olarak aldığını beyan ettiği yasal unsurlara haiz Halkbank Tirebolu şubesine ait keşidecisi ... olan 15.07.2014 keşide tarihli 4.600,00 TL tutarlı, 13802015 nolu çeki doldurup müşteki ...'a verdiği, suça konusu çekin tahsil edilmek üzere bankaya ibraz edilmesi üzerine yapılan kontrolde çekin sahte olduğu anlaşılmıştır.
2. Sanık savunmasında suçunu inkar etmiştir.
3. Alınan bilirkişi raporunda, çekin arkasındaki birinci ciranta ... Tekstil kaşesi üzerindeki imzanın şirket yetkilisi ...'e ait olmadığı, keza ikinci ciranta olan ... ismi üzerindeki ciro imzasının da ...'ya ait olmadığı, bu iki ciro imzalarının ... tarafından atılmış olmalarının mümkün olduğu belirtilmiştir.
4. İzmir Kriminal Polis Laboratuvarınca düzenlenen 16.04.2014 tarihli ekspertiz raporuna göre; suça konu çekin tümden sahte olduğu ve aldatma niteliğine haiz olduğu tespit edilmiştir.
5. Mahkemece adli emaneten suça konu çekin duruşmaya getirtildiği, özelliklerinin duruşma tutanağına geçirildiği ve belgenin aldatıcılık niteliğine haiz olduğu gözlemlenmiştir.
6. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilerek sanık hakkında temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
2. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen adli para cezasının hesaplanmasına ilişkin uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinin gösterilmemesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenle, İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.07.2016 tarihli ve 2016/103 Esas, 2016/211 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının ilk paragrafına elde edilen " menfaat miktarı" ibaresinden önce gelmek üzere "aynı maddenin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.06.2024 tarihinde karar verildi.