SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER: Beraat, mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bursa 5. Ağır Mahkemesinin 21.06.2016 Tarihli ve 2015/364 Esas, 2016/270 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında
1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
Karar verilmiştir.
1. Sanık müdafii temyiz dilekçesinde, sanığın savunmasının, tanık ... tarafından doğrulandığı, çekteki imzanın müvekkile ait olmadığının ispatlandığı, sanık çekin çalıntı olduğunu bilse çekteki yazıları da başkasına yazdıracağı, uygulamada çek hesap sahiplerinin yazılsız çeki imzalayarak ya da imzalamadan yakınlarına zaman zaman verdiği, dolayısıyla sanığın çeki kabul etmesinin doğal olduğu, ticari hayatta satıcının çeki kabul etmeden önce bankadan sorgulattığı, bunu bilen sanığın çekin çalıntı olduğunu bilerek kullanmasının hayatın olağan akışına aykırı olacağı, sanığın çekin çalıntı olduğunu bilerek kullandığına dair soyut iddia dışında delil bulunmadığı, şüpheden sanığın yararlanacağı, beraati gerektiği gerekçeleri ile resmi evrakta sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararının bozulmasını istemiştir.
2. Katılan vekili temyizinde, sanığın katılana çalıntı olduğunu bildiği, ön yüzündeki yazıları ve ilk ciranta imzası sanığa ait olan çeki katılana vermesi eylemlerinin dolandırıcılık suçu kapsamındaki "hileli davranış" olduğu, sadece aradaki borç ilişkisinin varlığının dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmasına engel olamayacağı, nitelikli dolandırıcılığın tüm unsurlarının gerçekleştiği, eksik inceleme ile karar verildiği gerekçeleri ile ve re'sen gözetilecek nedenlerle nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararının bozulmasını ve resmi belgede sahtecilik suçu hakkındaki kararın onanmasını istemiştir.
1. Sanığın boş halde çalınan çeki, ele geçirerek ön yüzünü doldurup, tespit edilemeyen bir şahsa imzalattığı, çekin arka yüzüne İlkom Şirketi'nin kaşesini basıp imzalayarak 85.000 TL tutarlı suça konu çeki katılan şirkete verdiği iddia ve kabul edilmiştir.
2. Sanık özetle; şirket yetkilisi şahit ...'nun kendisine vekaletname verdiği, çek şahit ... ile görüşüp anlaşan şahit ...'un getirdiği, kendisinin de cirolayarak önceden doğan borca karşılık katılan şirkete verdiğini savunmuştur.
3. Şahitler ..., ... ve ... mahkemece dinlenmiştir.
4. Dosyadaki uzmanlık raporunda özetle; çekin ön yüzündeki yazıların ve arka yüzündeki birinci ciranta imzasının sanığa ait olduğu belirtilmiştir.
5. Çekte keşideci görünen şirketin yetkilisinin 06.10.2012 tarihinde işyerinde hırsızlık sonucu çek koçanlarının çalındığına dair polis ifadesi olduğu görülmüştür.
6. Mahkemece, resmi belgede sahtecilik suçundan yukarıda açıklanan şekilde mahkumiyet, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, sahte çeki önceden doğmuş bir borca karşılık katılan şirkete verilmedi nedeni ile dolandırıcılık suçunun oluşmadığı gerekçesi ile beraat kararı verilmiştir.
1. Sanığın adli sicil kaydındaki Bursa 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/45 Esas, 2011/961 Karar sayılı mahkumiyetinin Uyap üzerinden yapılan incelemesinde 6136 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hapis cezasından çevrilen 9.000,00 TL adli para cezası olduğu, 25.12.2012 tarihinde kesinleştiği anlaşıldığından tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi, resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık aleyhine bir temyiz bulunmadığı için bozma nedeni yapılmamıştır.
2. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri ile bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu yönünden; yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa 5. Ağır Mahkemesinin 21.06.2016 tarihli ve 2015/364 Esas, 2016/270 Karar sayılı kararında katılan vekili ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.06.2024 tarihinde karar verildi.