Taraflar arasında görülen davada Akhisar Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.03.2011 tarih ve 2006/343-2011/379 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından Akhisar Merkez ve Köyleri Tütün Tarım Satış Kooperatifine 11.10.1999 tarihinde Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri kredi sözleşmesine dayanılarak 550.000 TL tutarında kredi açılıp kullandırıldığını, borçlu kooperatifçe bu kredinin ortaklarına dağıtıldığını ve kredinin teminatı olarak ortaklardan alınan müşterek ve müteselsil borç senetlerinin bankaya temlik edildiğini, bu temlik işlemi ile kooperatifin alacakla ilgili tasarruf hak ve yetkisinin kalmadığını, borçluların borçlarından kurtulmaları için kural olarak alacağı yeni alacaklı olan müvekkili bankaya ödemeleri gerektiğini, kooperatif ile ortakları arasında müşterek borçlu ve müteselsil borç senedi başlığı altında düzenlen sözleşmelerde yer alan ibarelerle ortakların temlikten haberdar olduklarını ileri sürerek, 4.724 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek % 26 değişken faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Bir kısım davalılar vekili, davanın reddini savunmuş, diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu müşterek ve müteselsil borç senedinden doğan borcun önce kooperatife ödeneceğinin belirtildiği, Tekel tarafından borçluların alacaklarından yapılan kesintilerin kooperatifin Tekel'e gönderdiği rehin işlemleri konulu yazıya istinaden ve kooperatif adına yapıldığı, tütün alımı yapan özel şirketlerin de davalıların alacaklarından kooperatif adına kesinti gerçekleştirdikleri, söz konusu kesintilerle kooperatife yapılan ödemelerin borcu kısmen karşıladığı, davalıların 314,14 TL borçlarının kaldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 314,14 TL'nın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Ancak, davacı vekili davaya konu alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş ise de mahkemece faiz hususunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3-Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; mülga HUMK’nın 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri 1.000 TL’yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar, 21.07.2004 tarihi itibariyle kesin olup, anılan miktar 01.01.2011 tarihi itibariyle 1.540,00 TL'ye çıkarılmıştır.
Somut olayda, davacı 4.724 TL'nın faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, mahkemece 01.03.2011 tarihinde davanın kısmen kabulü ile 314,14 TL'nın faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ait istemin ise reddine karar verilmiştir. Bu durumda kabulüne karar verilen miktar yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca temyiz sınırının altında kaldığından temyizi kabil olmayıp, bir kısım davalılar vekilinin temyiz isteminin bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar vekilinin temyiz isteminin mülga HUMK’nın 432/4. maddesi hükmü uyarınca REDDİNE, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 17.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.