Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı İflas Dairesi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı üçüncü kişi vekili, iflas dosyasına sundukları 31.10.2013 tarihli dilekçe ile, müflis borçlu şirketten 12.01.2012-21.05.2012 tarihleri arasında 18 adet fatura karşılığında toplam 1.478.938,14 TL tutarında lastik alındığını, bedellerin ise çekler vasıtası ile toplam 1.750.000 TL olarak ödendiğini, ancak lastiklerin müvekkilince konulan depoda değişik alacaklılar tarafından haczedildiğini bu hususta istihkak davalarının devam ettiğini açıklayarak istihkak iddiasının masaya kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, ancak iflas idaresince taleplerinin reddine karar verildiğini öne sürerek istihkak iddiasıın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı iflas idaresi vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı iflas idaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK’nin 228 maddesi uyarınca açılan iflasta istihkak iddiasına ilişkindir.
1.Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK'nin 297/2. maddesine göre, hüküm sonucu kısmında; “istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Kanun maddesinin bu açık hükmünün sonucu olarak, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır. Ancak, Mahkemece, verilen kararın infaza elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, Mahkemece verilen kararda "….davacının istihkak iddiasının kabulü ile davaya konu mahcuzların davacı tarafa aidiyetinin tespitine..." şeklinde hüküm kurulmuş, hakkında karar verilen malların niteliği ve sayısı belirtilmemiştir. Hal böyle olunca, davacıya ait olduğu iddia edilen taşınırların nelerden ibaret olduğu, sayısı, cinsi ayrı ayrı tespit edilerek HMK'nin 297/2 maddesi uyarınca infaza elverişli biçimde hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Kabule göre de, Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma karar vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki, yalnızca üçüncü kişi şirketin ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak tanzim olunan bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, davalı iflas idaresi vekilinin taşınırların bedeline ilişkin olarak davacı tarafça Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/580 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açtığı, anılan dava sonucunda davanın kabulüne karar verildiği, mükerrer talepte bulunulduğunu öne sürmesine rağmen Mahkemece bu hususta bir araştırma ve değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle; Mahkemece hesap konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetine üçüncü kişi şirket ve şirketin ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılmak sureti ile, davacının dayandığı faturanın ticari defterlere işlenip işlenmediği, bedellerinin ödenmesine ilişkin ticari defterlerde kayıt bulunup bulunmadığı, iki şirket arasında önceye dayalı ticari ilişki olup olmadığı,varsa alacak borç ilişkileri, lastik alım satımı dışında başkaca taşınır-taşınmaz mal alım satımı olup olmadığı, üçüncü kişi şirketin daha öncesinde stok tarzında mal alımı yapıp yapmadığı, borçlu şirketin fatura tarihleri arasında üçüncü kişi şirket haricinde başka şirketlere de mal satıp satmadığı, üçüncü kişi şirket satıldığı iddia edilen malların ticari emtianın önemli bir bölümünü teşkil edip etmediği, bu defterlerin usulune uygun tutulup tutulmadığı, açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılıp yapılmadığı, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/580 Esas sayılı dosyasına konu alacak isteminin istihkak iddiasına konu mahcuzlara ilişkin olup olmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması,bundan sonra dosya içerisinde mevcut diğer bilgi ve belgeler de dikkate alınarak uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
2.Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı iflas idaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nin 366. ve 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı iflas idaresi vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine YER OLMADIĞINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 19.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.