Davacı ... tarafından, davalı ... aleyhine 06/12/2010 gününde verilen dilekçe ile tespit istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın feragat nedeniyle reddine dair verilen 20/12/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili Avukat ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, tespit istemine ilişkindir. Dava, 6.12.2010 günü açılmıştır. Yerel mahkemece düzenlenen tensip tutanağı ile ilk duruşmanın 3.3.2011 günü yapılmasına karar verilmiştir. Dava dilekçesi ve duruşma günü davalı tarafa tebliğe çıkarılmıştır. Davacı, ilk duruşmanın yapılmasından önce mahkemeye verdiği 17.12.2010 günlü dilekçesi ile davasından feragat ettiğini bildirmiş ve duruşma günü beklenilmeksizin karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davacının davasından feragat etmesi nedeniyle tensiple verilen ilk duruşma günü beklenmeksizin 20.12.2010 günü duruşma açılmış, davalı ve vekilinin yokluğunda yapılan duruşmada feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu arada dava dilekçesi ve duruşma günü davalıya 20.12.2010 günü tebliğ olunmuş, bu tarihte davadan feragat edildiğini ve bu nedenle davanın reddine karar verildiğini öğrenmemiş olan davalı hazine vekili 13.1.2011 günlü cevap dilekçesini dosyasına göndermiştir. Gerekçeli karar, davalı vekiline cevap dilekçesinin verilmesinden sonra 14.2.2011 günü tebliğ edilmiştir. Davalı hazine vekili, yerel mahkemenin davanın feragat nedeniyle reddine ilişkin kararını, vekalet ücreti yönünden temyiz etmiştir.
Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2. maddesinin 1. cümlesinde; “… Bu Tarifede yazılı avukatlık ücreti kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemler ücreti karşılığıdır…” denilmektedir. Aynı tarifenin 3. maddesinin 1 numaralı bendinin son cümlesinde de “…Bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulur…” denilmektedir. Yine aynı tarifenin 19. maddesinde “…Tarifede yazılı olmayan hukuki yardımlar için, işin niteliği göz önünde tutularak, Tarifedeki benzeri işlere göre ücret belirlenir…” denilmektedir.
Avukatlık Kanunu hükümlerine göre de, vekilin ücrete hak kazanabilmesi için mutlaka duruşmaya katılması ... aranmamaktadır. Vekilin dava açmak için dilekçe yazmış olması veya cevap vermesi de bir çalışmayı ve ücreti gerektirmektedir.
Yukarıda anlatılan yargılama sürecinde; her ne kadar davalı vekilinin duruşmaya katılması mümkün olmamış ise de gerekçeli kararın kendisine tebliğ edilmesinden önce hazırladığı cevap dilekçesi, dosyasına girmiştir. Açıklanan bu yasal düzenlemeler karşısında; davalı hazine yararına ücret takdir edilmemiş olması gerek Avukatlık Yasası ve gerekse
2011/9492-2011/9594
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince doğru görülmemiştir. Şu durumda davalı taraf yararına, davalı vekilinin emek ve çabası ile davanın süresi de gözetilerek karar günü yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin birinci kısmın birinci bölümünün 4 numaralı bendinde yer ... dilekçe yazım ücretine karar verilmesi usul ve yasalar ile hak ve adalete daha uygun olacaktır. Yerel mahkemece açıklanan bu yönün gözetilmemiş olması nedeniyle kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle hüküm fıkrasına "…davalı yararına Avukatlık Yasası ve karar günü yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin birinci kısmın birinci bölümünün 4 numaralı bendine göre takdir olunan 200,00 TL dilekçe yazım ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine" biçimindeki sözcük ve sayı dizisinin eklenmesine; kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA 26/09/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.