Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanığın eyleminin TCK'nın 142/2-h ve 143. maddelerine uyması ve bu hâliyle suçun alt sınırının 5 yılın üzerinde olması sebebiyle zorunlu müdafi atanması gerektiği gözetilmediğinden hükmün bozulması yönünde görüş bildirilmiş ise de, olayın diğer sanığı olan ... hakkında aynı olay nedeni ile Nizip 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.02.2016 tarihli ve 2015/15 Esas, 2016/210 Karar sayılı dosyasında TCK'nın 142/2-h, 143,35,62. maddeleri uyarınca sanığın 4 yıl 8 ay 7 gün hapis ile cezalandırılmasına dair kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi ve kanun yararına bozma istemi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 27.03.2017 tarih 2017/1675 Esas 2017/3471 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, şikâyetçinin kovuşturma aşamasında mağdurun aracının mazot deposunun kilidinin bulunmadığını, ayrıca aracın eski sahibinden de sorduğunda kendisine kilidin arızalı olduğunu söylediğini beyan etmesi karşısında, sanığın şikâyetçiye ait kamyonun kilit aksamı çalışmayan bu nedenle açık bırakılmış depo kapağını açarak içinden mazot çaldığı, eylemin 5237 sayılı TCK'nın 142/1-e maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğunun anlaşılması karşısında, bu hâliyle suçun alt sınırının da 5 yıl üzerinde olmaması sebebiyle zorunlu müdafi atanmasını gerektiren bir durum olmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiş; şikâyetçinin aşamalardaki beyanında, bidon içerisinde kolluk tarafından ele geçirilen yakıt haricinde yere de 15-20 litre yakıtın döküldüğünü belirtmesi ve bu sebeple suça konu yakıtın bir kısmının da yere dökülmesi sebebiyle şikâyetçinin tasarruf olanağının kaybolması sonucu eylemin tamamlandığının anlaşılması karşısında, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı belirtilerek 5237 sayılı Kanun'un 35. maddesi uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.