Mahalli mahkemesinden verilmiş Bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira paralarının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 10/04/2008 başlangıç tarihli sözleşmeyle kiracı olarak bulunan davalı ve sözleşmenin kefilleri hakkında, 2008 yılı 10. 11. ve 12. Aylar ile 2009 yılı 1. 2. 3. 4. ve 5. aylar kira bedelleri toplam 6000,00 TL ile, 1020,82 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 7020,82 TL alacağın tahsili ve tahliye istemiyle icra takibi yapıldığını, davalıların borca itiraz ettiğini; belirterek, itirazın iptaline, kiralanın tahliyesine ve %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevabında kira sözleşmesinin ilk sayfasında kiralananın terzilik tamirat işleri için kullanılacağının yazılı olduğunu, apartman kat maliklerinin işyeri olarak kullanılmasını kabul etmediklerini hatta giriş kapısından girişe müsaade etmediklerini, bu olaylar davacıya anlatıldığı halde sorunla ilgilenmediğini, bu nedenle kiralananın tahliye ettiklerini belirterek davanın reddini istemiş, cevap dilekçesine kira alacakları ve aidatların ödendiğine dair makbuzlar, kat maliklerinin tahliye istemlerine dair bildirimi eklemiş tanık beyanına dayanmış ve kiralananın 18/11/2008 tarihinde tahliye edildiğine dair apartman yöneticisi tarafından imzalı belge fotokopisi sunmuştur.
Mahkemece davalının 18/11/2008 tarihinde taşınmazı zorunlu olarak tahliye etmek zorunda kaldığı belirtilerek bu tarihe göre bilirkişi tarafından belirlenen kira alacağı ve faizin davalıdan alınmasına ilişkin hüküm kurulmuş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki 10/04/2008 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesiyle, davacı tarafından taşınmazın işyeri olarak kullanılmak üzere davalıya kiralandığı, taraflarca sözleşmenin herhangi bir sebeple feshine dair bildirimde bulunulmadığı, dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Kira sözleşmelerinde kiralayana ait edim, kiralananı kiracıya teslim etmek ve kira süresi boyunca onu kiracının kullanımına elverişli şekilde bulundurmak; kiracının edimi ise, kira paralarını ödemek, kiralananı sözleşmeye uygun şekilde kullanıp, süre sonunda iade etmektir.
Kiralananın tahliye edildiğinin kabul edilebilmesi için, fiilen boşaltılması yeterli değildir; anahtarın da kiralayana teslim edilmesi gerekir. Tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması halinde; kiralananın fiilen boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini, böylece kira ilişkisinin iddia edilen tarihte hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğü, davalı kiracıya aittir. Kiracı, kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte tahliye ettiğini ispatlayamazsa, kiralayanın bildirdiği tahliye tarihine itibar olunmalıdır. Anahtarın kiralayana teslimi, hukuki işlemin içerisinde yer alan bir maddi vakıa olmakla birlikte, sözleşmenin feshine yönelik bir hukuki sonuç doğurduğundan, bunun ne şekilde ispatlanacağı hususu, yıllık kira bedelinin tutarı esas alınmak suretiyle, HUMK'un 288. ve 289. maddeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Yıllık kira bedelinin tutarı senetle ispat sınırının (HUMK md.288) üzerindeyse ve kiralayanın açık muvaffakatı yoksa (HUMK md.289), bu yön kiracı tarafından ancak yazılı delille ispatlanabilir; tanık dinlenemez. Kiralayan anahtarı almaktan kaçınırsa, kiracının yapması gereken, mahkemeden bu yolda tevdi mahalli tayini isteyip, tayin edilecek yere anahtarı teslim etmek ve durumu kiralayana bildirmektir. Kiracının kiralananı iade borcu, ancak bu şekilde, durumun kiralayana bildirildiği tarihte son bulur, aksi takdirde, kiracının kira parasını ödemek de dahil olmak üzere, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri devam eder.
Olayımıza gelince davalı taraf taşınmazın 18/11/2008 tarihinde tahliye edildiğini savunmuş ise de davacı, davalının belirttiği tahliye tarihini kabul etmeyerek, davalının kiralananın işyeri olarak kullanılmasına izin verilmediği ve tahliye hususunda da kendisine bildirimde bulunmadığını, taşınmazın dava açılmasından sonra 01/09/2009 tarihinde tahliye edildiğini, belirtmiştir.
Bu durumda davalının akdin haklı sebeple fesh edildiği usulüne uygun bir şekilde tahliye edip davacıya kiralananı teslim ettiğine ilişkin iddiasını dayandığı deliller ile kanıtlayamadığından davacının bildirdiği tahliye tarihine itibar edilerek buna göre değerlendirme yapılması ve hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 26.9.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.