İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında, hakaret suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İzmir 11.Asliye Mahkemesinin 16.07.2019 tarih ve 2019/157 Esas, 2019/774 Karar sayılı kararıyla, sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve aynı maddenin dördüncü fıkrası, 43 üncü, 63 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1yıl 2 ay 17 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

2.Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi kararıyla İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteminin özetle; olay ile ilgisinin bulunmadığına, mağdurun şikayetçi olmadığına, beraatine karar verilmesi gerektiğine, bu nedenlerle hükmün bozulmasına yönelik olduğu belirlenmiştir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, kavga ihbarı nedeniyle olan yerine gelen bekçiler ile yaşadığı tartışmada mağdur V.A 'ya hitaben sinkaflı sözler söyleyerek hakaret ettiğinden bahisle cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasında Yerel Mahkemece; iddia, olay tutanağı, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilerek sanığın kendisine müdahale eden bekçiye şeref ve haysiyetini hedef alan aşağılayıcı şekilde sözler söylediği kabul edilerek zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu kabul edilmiş ancak sanık hakkında 22.08.2018 tarihli olay tutanağı ve tanık bekçi O.U.'nun beyanı nazara alındığında sanığın, mağdur V.A'ya alenen hakaret ettiği, diğer kamu görevlisine yönelik bir eyleminin bulunmadığı gözetilmeden 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanması hususu Kanun'a aykırı görülmüş, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu aykırılık, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile 303 üncü maddesi uyarınca düzeltilebilir nitelikte bulunduğundan 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın çıkartılması suretiyle hükmün diğer paragrafları buna göre tanzim edilerek diğer kısımlarının aynen bırakılması suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esatan reddine karar verilmiştir.

A. Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden

Olay tutanağı, mağdur anlatımı ve bu beyanı destekler tanık ifadeleri ile tüm dosya kapsamı karşısında sanığın mahkumiyeti yönündeki Mahkemenin inanç ve takdirinin yerinde olduğu anlaşıldığından sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

B. Sair Yönlerden
Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, sair yönlerden yapılan incelemede isabetsizlik görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sair nedenler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 11. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.06.2024 tarihinde karar verildi.