MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ...vekili Avukat ... ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 13/05/2004 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16/09/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Yerel mahkemece verilen 16.09.2008 günlü gerekçeli kararın, kararı temyiz eden davalı ...’ya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği anlaşıldığından adı geçen davalının temyiz istem ve dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilerek dosya incelendi:
Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece 26.01.2005 günü verilen ilk kararda, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı vekili, bu kararı temyiz etmiş, Dairemizce; “… işin esasının incelenmesi gerekir…” gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulmuş, işin esası incelenmiş ve istem kabul edilmiştir. Karar, davalılardan ... tarafından temyiz olunmuştur.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 73. maddesi gereğince; yasanın belirlediği ayrık durumlar dışında yargıç, iki tarafı usulüne uygun olarak çağırmadan, iddia ve savunmalarını yasal koşullara uygun olarak bildirmeleri için davet etmeden karar veremez. Kural olarak da yargısal işlemler açıklama (tefhim) veya bildirim (tebliğ) sonuç doğuracağından ilgilisi hakkında olumsuz sonuç doğuracak işlemlerin de tebligat yasasında yer ... düzenlemeler gereğince bildirilmesi gerekir.
a)Somut olayda ve dava dosyasında yukarıda açıklanan yasal düzenlemeye göre bir değerlendirme yapıldığında; dosya içindeki belgelerden, Dairemizin 1.12.2006 günlü bozma kararı ile bozmadan sonra mahkemece verilen ... duruşma gününün davalı ... ...’ya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Yerel mahkemenin, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin ilk kararının bozulmasından sonraki tüm tebligatlar, adı geçen davalıya Tebligat Yasası’nın 35. maddesine göre yapılmıştır. Davalı bozmadan sonra yargılamaya katılmamış, sözlü veya yazılı açıklamada bulunmamıştır. Tebligat Yasası’nın 35. maddesine göre tebligat yapılabilmesi için daha önce o adreste geçerli bir tebligatın yapılması ön koşuldur. Dava dosyasında ise, davalı adına Tebligat Yasası’nın 35. maddesine göre tebliğ yapılan adrese daha önceden yapılmış usulüne uygun bir tebligat bulunmamaktadır. Şu durum karşısında

davalıya bozma kararının ve bozma kararından sonra verilen ... duruşma gününün usulüne uygun tebliğ edilmediği ve adı geçen davalının savunma hakkının kısıtlanmış olduğu anlaşılmaktadır.
Yerel mahkemece, Dairemizin bozma kararı ile verilecek ... duruşma gününün davalı ... ...’ya usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi, adı geçen davalıya savunma hakkı tanınarak yargılamaya devam olunması ve varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken davalının savunma hakkı kısıtlanacak biçimde yargılama yapılıp karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
b)Davacı, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak uğradığı zararın bir bölümü hakkında istemde bulunmuş daha sonra 16.09.2008 tarihinde verdiği ıslah dilekçesiyle istediği miktarı artırmış ancak bu dilekçe adı geçen davalıya tebliğ edilmeden yargılamaya devam edilerek tüm talepler hakkında hüküm kurulmuştur. Bu şekilde ıslah dilekçesi ile istenilen ... talep de davalıya tebliğ edilmediğinden davalının savunma hakkı kısıtlanmıştır. Davacı ıslah dilekçesi olarak nitelendirdiği istem dilekçesi ile asıl dava dilekçesindeki talep sonucunu artırmıştır. Davacının ıslah dilekçesinde ileri sürdüğü istemin, ıslah dilekçesiyle talep sonucunun artırılması şeklinde olsa da, ... bir dava niteliğinde bulunduğu ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 195. ve izleyen maddelerinin uygulanması gerektiği benimsenmelidir. Bu durumda, ıslah dilekçesinin de davalı tarafa tebliğ edilmesi ve tebliğinden itibaren esasa cevap süresinin işletilmesi, cevap süresi geçtikten sonra varılacak sonuca göre istem konusunda karar verilmesi gerekir. Yerel mahkemece, yukarıda açıklanan yönler gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

Temyiz olunan kararın, yukarıda (a ve b) bentlerinde gösterilen nedenlerle davalı ... yararına BOZULMASINA; bu bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 26/09/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.