Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Mahkemenin 11.11.2014 tarihli ve 2014/64 Esas, 2014/653 Karar sayılı kararının, sanığın temyiz istemi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Ceza Dairesinin 06.11.2018 tarihli ilamı ile, devriye görevini ifa eden kolluk görevlilerince şüphe üzerine durdurulan sanığın, bisikletinin arka tarafındaki çuval içerisinde bulunan kabloların nereden çalındığını kolluk görevlilerine şifahen söylemesi üzerine kabloların kesilerek alındığı yerin tespit edildiği ve müşteki şirketin zararının kısmen giderildiği göz önüne alındığında, müşteki şirket yetkilisinden kısmi iadeye muvafakat gösterip göstermediği sorulup sonucuna göre 5237 sayılı TCK'nın 168/1-4. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının tartışılması gerektiği gerekçesi ile bozulmasına karar verildiği, mahkeme tarafından bozmaya uyulmasına rağmen, bozmanın gerekleri yerine getirilmeyerek, suçtan zarar gören şirket yetkilisine kısmi iadeye rıza sorulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, 04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.