SUÇLAR: Kamu kurum ve kuruluşları, vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetksinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Elbistan Ağır Ceza Mahkemesinin 29.05.2012 tarihli ve 2012/101 Esas 2012/140 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a. İki kez kamu kurum ve kuruluşlarını araç olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62 nci,52 nci, 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
b. İki kez resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204 maddesinin birinci fıkrası 62 nci, 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
karar verilmiştir.
2. Anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 22.05.2014 tarihli 2014/9695 Esas, 2014/10158 Karar sayılı kararıyla bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde Elbistan Ağır Ceza Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2014/133 Esas 2014/184 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a. Kamu kurum ve kuruluşlarını araç olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62 nci, 52 nci, 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
b. Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204 maddesinin birinci fıkrası 62 nci, 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği,kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle bozulması gerektiği talebine ilişkindir.
Sanığın, katılan ...'e ait T.C. Kimlik numarasının bulunduğu, katılan ... adına olan, kendi resminin bulunduğu sahte nüfus cüzdanı temin ettiği, daha sonra katılan ...'nun Kayseri'deki kooperatif hissesini satışa çıkardığına dair değişik yerlere ilan mahiyetinde yazılar bıraktığı, şikayetçi ... ve tanık ...'ın bu ilandaki numaradan sanığa ulaştığı ve 12.000 TL'ye hisseyi ...'a satma konusunda anlaştıkları, kendisini ... olarak tanıtan sanığın, Göksun ilçesinde öğretmenlik yaptığını, Kayseri'ye gelemeyeceğini belirtmesi üzerine şikayetçi ... ve tanık ...'ın Göksun'a geldikleri, daha sonra sanığın ... adına düzenlenen sahte kimlik ile noterde hissenin satışı hususunda tanık ...'a vekalet vererek, 12.000 TL'yi aldığı iddia edilmiştir.
2. Sanığın nüfus müdürlüğünün maddi varlığı olan sahte nüfus cüzdanı kullanarak sahte vekaletname çıkartıp akabinde hisse devrini yaptığı kabul edilerek nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Sanığın ele geçirilemeyen sahte nüfus cüzdanı ile çıkardığı vekaletnamenin 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 204 maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu ancak Elbistan Ağır Ceza Mahkemesinin 29.05.2012 tarihli ve 2012/101 Esas 2012/140 Karar sayılı kararında aleyhe temyiz bulunmadığından anılan madde gereği artırım yapılmadan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 204 maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.
A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.10.2018 tarihli ve 2015/8-656 Esas, 2018/404 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de karar verilebileceği gözetilerek, sanıklar hakkında kurulan hükümlerde infaz yetkisini de kısıtlar şekilde adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtar edilmiş olması infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığın ele geçirilemeyen sahte nüfus cüzdanı ile çıkardığı vekaletnamenin 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 204 maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu, yerel mahkemenin hükmü kurarken 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 204 maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca uygulama yapıp akabinde ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkının saklı tutulmasına karar verilmesi gerekirken, doğrudan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 204 maddesinin birinci fıkrası uyarınca uygulama yapması hukuka aykırı bulunmuş ancak sonuç cezayı değiştirmediğinden bozma sebebi yapılmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile eleştirilen husus dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin Tebliğname’ye uygun olarak, sanığın savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığına ilişkin ön sorun yönünden Başkan Vekili ...'ın karşı oyu ile oy çokluğu ile diğer yönlerden ise oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.06.2024 tarihinde karar verildi.