Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Katılan vekilinin temyiz sebepleri; sanığın iş yerinde ele geçen ürünlere göre suçun sabit olduğuna, yerel Mahkeme kararının hukuka uygun olduğuna, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinin hukuka aykırı olduğuna, bilirkişi incelemesine hâkimin katılımının HMK 278/4. maddesi uyarınca zorunlu bir unsur olmadığına, gerekli olduğu durumlarda bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilebileceğine, Mahkemelerin yoğunluğu nedeniyle hakimlerin delil tespitine katılamadıklarının malum olduğuna, bilirkişi tarafından ayrıca 3 iş yerinde daha inceleme yapılmasının beraat gerekçesi olarak ileri sürülemeyeceğine, kaldı ki tespit yapılan 4 iş yerinin 2 tanesinde sahte ürüne rastlanmadığına, sanığa ait iş yerinin bilirkişi tarafından dıştan fotoğrafının çekildiğine, tüm bu hususlar ile sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğuna, İlk Derece Mahkemesi kararında, mahkûmiyet için yeterli delil bulunduğundan ve sanığın ikrarından söz edildiğine, Bölge Adliye Mahkemesince sanığın suçtan kurutulmaya yönelik beyanlarına itibar edilmesinin bozmayı gerektirdiğine, Kanun tarafından belirlenen delil tespit etme yöntemine uygun olarak elde edilen delillerin şüpheli kabul edilmesinin mümkün olmadığına, İstanbul 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan tespit işleminin aksini, hatalı ya da şüpheli olduğunu ispatlar başkaca herhangi bir emare bulunmamasına rağmen sanık hakkında beraat kararı verilmesinin hatalı olduğuna, belirtilen nedenlerle beraat kararının bozulması talebine ilişkindir.
Katılan vekili şikâyet dilekçesi ile sanığın işlettiği ... isimli iş yeri hakkında, hak sahibi olduğu tescilli markalı ürünlerin, marka haklarına tecavüz edilerek satışa arz edildiği iddiası ve arama yapılması talebi ile şikâyetçi olmuştur.
Şikâyete konu iş yerinde arama ve el koyma işlemi yapılmasına dair talep İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin 28.08.2018 tarihli ve 2018/4420 Değişik iş sayılı kararı ile reddedilmiş, anılan karara yönelik itirazın da İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliğinin 31.08.2018 tarihli ve 2018/4250 Değişik iş sayılı kararı ile reddine karar verilmiştir.
Şikâyete konu iş yerinde İstanbul 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 26.07.2018 tarihli ve 2018/143 Değişik iş sayılı dosyası kapsamında yapılan delil tespiti uyarınca hazırlanan bilirkişi raporu mevcut olup, anılan raporda katılana ait markanın ihlal edildiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Sanık hakkında 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 30/1 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53. ve 54. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmalarında, suçlamayı kabul etmediğini, ... isimli iş yerinin kendisine ait olduğunu, delil tespitinin kendi iş yerinde yapılmadığını, iş yerinden ürün satın alınmadığını, delil tespit raporunda bulunan kartvizitin kendisine ait olduğunu, fotoğrafta bulunan iş yerinin de kendisine ait olduğunu ancak önündeki tezgâhın kendisine ait olmadığını, kime ait olduğunu bilmediğini, iş yerinde arama yapılmadığını, dükkânda tek çalıştığını, raporda belirtilen ve kendisine ait iş yerinden alındığı iddia edilen ürünlerin kendisine ait olmadığını beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından, İstanbul 1. Fikri ve Sinaî Haklar Hukuk Mahkemesinin delil tespitine ilişkin 2018/143 Değişik iş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunun hükme elverişli olduğu kabul edilerek, müsnet suçtan sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet kararı kaldırılarak, sanık hakkında beraat kararı verildiği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi yerinde olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararında yer verilen gerekçe hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle kararın BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.06.2024 tarihinde karar verildi.