HÜKÜMLER: Beraat

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Katılan vekilinin temyiz sebepleri; delillerin yanlış ve eksik değerlendirilmesi sonucu sanık hakkında beraat kararı verildiğine, beraat kararına dayanak tutanakların çelişkili olduğuna, çelişki giderilmeden karar verildiğine, şikâyet dilekçesi ekinde sunulan ve halen erişime açık olan internet sayfası uyarınca sanığın marka hakkına tecavüz ederek faaliyette bulunduğunun görüldüğüne, sosyal medya paylaşımları uyarınca sanık tarafından katılana ait markanın kullanıldığının hiç bir şüpheye mahal vermeyecek şekilde ortada olduğuna, sanık tarafından ilgili sosyal medya hesaplarının kendisine ait olmadığının iddia edilmesinin ilgili paylaşımların gerçekliğini ortadan kaldırmayacağına, yine iş yerinin ruhsat ve kaydı olmamasının da sanığın cezalandırılmasına engel teşkil etmeyeceğine, sırf sanık beyanına dayanan ve eksik kovuşturma sonucu verilen beraat kararının bozulması talebine ilişkindir.

Katılan vekili şikâyet dilekçesi ile sanığın işlettiği iş yerinin tabelasında hak sahibi olduğu tescilli markanın kullanılması suretiyle, marka haklarına tecavüz edildiği iddiasıyla şikâyetçi olmuştur.

Sanık hakkında 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 30/1 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmalarında, açtığı restorana isim bulduğunu, tabela yaptırarak astığını, restoran açılmadan güvenlik güçlerinin geldiğini ve ismin başka bir markaya ait olduğunu söylediklerini, restoranı açıp kâr etmeden tabelayı söktüğünü, sonrasında da iş yerini devrettiğini beyan etmiştir.

16.07.2019 tarihli tutanakta şikâyete konu tabelanın dükkânda asılı olduğu görülmüş, çevreden yapılan araştırmada işletmenin yaklaşık 1 aydır faaliyet göstermediğinin belirtildiği anlaşılmıştır.

02.08.2019 tarihli tutanakta, çevreden yapılan araştırmada, 2018 yılında tabelanın asıldığı, tadilat amaçlı bu süre zarfında açık kaldığı, ancak faaliyete girmeden kapatıldığı ve uzun zamandır faaliyet göstermediğinin belirtildiği anlaşılmıştır.

Dosyada mevcut 25.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda, katılana ait markanın iltibas suretiyle ihlal edildiği yönünde görüş bildirilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi tarafından, sanığın eylemi sabit görülerek müsnet suçtan mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, ''... Sanığın istikrarlı beyanında suça konu tabelayı asmasına rağmen restaurant faaliyete geçmeden emniyet birimlerinin müdahale etmesi üzerine tabelayı söktürdüğü ve hakkında soruşturmaya başlandığını iddia etmesi, 16/07/2019 tarihli kolluk araştırma tutanağında "işyerinin kapalı olduğu, yaklaşık bir aydan beri faaliyet göstermediğinin", 02/08/2019 tarihli tutanakta ise, "çevreden yapılan araştırmada 2018 yılında iş yeri tabelasının asıldığı, tadilat amaçlı bu süre zarfında açık olduğu, ancak faaliyete girmeden kapatıldığı ve bu iş yerinin uzun zamandır faaliyet göstermediğinin" tespit edilmesi ve şüpheden sanık yararlanır şeklindeki evrensel hukuk prensibi hep birlikte dikkate alındığında, sanığın katılan şirkete ait markayı iltibas suretiyle ihlal ettiği hususunda her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı dikkate alındığında; yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK nın 223/2-e maddesi gereğince hakkında delil yokluğundan beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması...'' yönündeki gerekçe ile İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet kararı kaldırılarak, sanık hakkında beraat kararı verildiği anlaşılmıştır.

Katılan vekilinin şikâyet dilekçesi ekinde yer alan instagram sayfası fotoğraflarında işletmenin faal olarak gözüktüğü, dosya içerisinde yer alan 16.07.2019 tarihli tutanakta tabelanın asılı olduğu ve işletmenin yaklaşık 1 aydır faaliyet göstermediğinin belirtildiği, 02.08.2019 tarihli tutanakta ise 2018 yılında iş yeri tabelasının asıldığı, tadilat amacı ile açık kaldığı, faaliyete girmeden kapatıldığının belirtildiği, sanığın 02.08.2019 tarihli kolluk beyanında da iş yerinin halen kirasını ödemekte olduğunu beyan ettiğinin anlaşılması ve tüm bu tespitlerin birbirleriyle çelişmesi karşısında çelişkinin giderilmesi amacıyla iddianameye konu tabelanın asılı olduğu işletme kapsamında katılana ait marka hakkına tecavüz edilerek hizmet sunulup sunulmadığının da tespiti bakımından, iş yerine dair SGK, belediye ve vergi kayıtları celp edildikten sonra, elde edilen delillere göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle kararın BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdîren Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.06.2024 tarihinde karar verildi.