Şikayetçi Bakanlık vekilinin kanun yolu aşamasında davaya katılma ve dolayısıyla hükümleri temyize hakkının bulunmadığı belirlenmiştir.
Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi, gereği düşünüldü.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.02.2016 tarihli ve 2016/59 Esas, 2016/77 Karar sayılı kararı ile sanığın, mağdurenin pantolonunun içerisine elini sokmaya çalıştığı, dudağından öpüp sarılmak suretiyle üzerine çıktığı şeklinde gerçekleştirdiği iddia edilen eylem nedeniyle, mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde, çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Olayın intikal şekli, sanıkla mağdure arasındaki akrabalık ilişkisi, tanık beyanı, mağdurenin olay sonrası yaşadığı intihara teşebbüs olayı dikkate alınarak sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, mağdure ve tanığın ilk beyanları aksine sanığı suçtan kurtarmaya yönelik sonraki beyanlarına itibar edilerek hakkında beraat kararı verilmesi ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.
Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı anlaşıldığından, çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmeyerek o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği reddedilmiştir.
A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20/2. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığından, vaki temyiz isteğinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz isteğinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak Sayın Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.06.2024 tarihinde karar verildi.
Sanığın mağdurenin amcası olduğu, arada bir Nevşehir'e geldiği ve bu sırada da mağdurenin evlerinde kaldığı, olay tarihinde de Kurban bayramı olması sebebiyle sanığın mağdurenin evinde bulunduğu, sanığın, mağdurenin ikametinde kendisinden bir ay büyük halası tanık ... ile yatmakta olduğu odaya gece 01.00 sıralarında alkollü vaziyette geldiği, sanığın alkollü olduğunun, mağdurenin sanığın ağzının alkol koktuğuna ve sanığın da alkollü olduğunu ancak sarhoş olmadığını beyan etmeleri nedeniyle sabit olduğu, sanığın mağdurenin yattığı çekyata oturup eli ile mağdurenin kot pantolonunu üzerinden dokunup fermuarını açmaya çalıştığı sırada mağdure fark ederek uyanıp kalktığı ve salonda dolaştığı, tekrar odasına geri döndüğü ve yatağına yatarak uyuyormuş gibi yaptığı,bunun üzerine sanığın tekrar pantolonunun içine elini sokmaya çalıştığı, dudağından öpüp sarılarak üzerine çıktığı,mağdure "ne yapıyorsun sabah kalktığında pişman olacağın şeyler yapma" şeklinde tepki vermesi üzerine bu kez yanına yattığı ve battaniyeyi üzerine çekerek bu olanların ikisi arasında kalacağını belirtip,mağdure tekrar yapmaması çok korktuğunu belirtmesi üzerine sakin olmasını söylediği, bu sesler üzerine tanık ...'ın uyandığı ve uyarı mahiyetinde yastığa ayağı ile vurması üzerine mağdure sanığa tanığın uyandığını söyleyerek ağlamaya başladığı, sanığın eylemlerine benzer şekilde devam etmesi üzerine tanık ... kalkıp abisi olan sanığa ne yaptığını, pişman olacağı şeyler yapmamasını,bir daha mağdureye dokunması halinde kendisine abi demeyeceği ve yüzüne bakmayacağı şeklinde tepki gösterip mağdureyi alarak başka odaya götürdüğü,mağdure o geceyi gittiği odada uyuyarak geçirdiği şeklinde iddia edilen olayda;
1.Mağdure yaklaşık 2 ay sonra şikayete yönelmekle alınan ilk ifadesinde, tanık ...la tutarlı iddialarla şikayetçi olduğu, şikayetindeki bu gecikmeyi korkması nedeniyle söyleyemediğini, anne ve babasının bu olayı öğrenmesi üzerine köyde laf söz olacağından bahisle jandarmayı aratmadığını, olaydan sonra intihara teşebbüs ettiğini ancak o olaya ilişkin ifadede anne babasının bu olaydan bahsetmemesini ve sevgilisi yüzünden intihara teşebbüs ettiğini söylemesini istediğini,uzun zamandır bu olayı ihbar etmek istediği ancak psikolojik sıkıntılar yaşadığı ve tedavi olduğu, olayı bildirdiği tarihte ise jandarma ile telefonla görüşürken diğer amcası Yasin ...'ın telefonunu alıp kırdığını beyan ettiği, bu hususların dosya içerisinde bulunan soruşturma evraklarıyla sabit olduğu,
2.Mağdurenin yaşadığı cinsel istismar olayını telefonla kolluk kuvvetlerine ihbar etmek istediği sırada amcası Yasin'in telefonunu alıp kırdığı ve tanık ...'ın da aynı olayda mağdure ile benzer beyanlarla bulunduğu ve mağdurenin 156 ihbar hattından yaptığı görüşmede de telefonda tartışma seslerinin duyulduğu, mağdurenin "Yasin bak, ver şu telefonu, telefon açık şuan bizi dinliyor abiler, buraya gelecekler" dediğinin duyulduğu, sonrasında ise bir erkek şahsın "Bak ... acımayacağım" dediği, bir süre anlaşılmaz tartışma seslerinin geldiği ve sonrasında telefonun kesildiği şeklindeki 08.01.2016 tarihli olay yeri görgü ve tespit tutanağı ile olayın savcılığa intikal ettiği,
3.Şikayetçi Meryem'in kollukta alınan ilk ifadesinde, mağdurenin yaşadığı olayları 1 ay kadar önce öğrendiği ancak inanamadığı, mağdurenin 5 yada 6 ay kadar öncesinde davranışlarının değişmeye başladığı, tanık ...'ın durumu anlatması üzerine kızındaki değişikliklerin sebebini anlayabildiği, psikolojik durumunun düzelmesi için doktoralara götürdükleri ancak fayda sağlamadığı şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklana nedenlerle mağdure ve tanık ...'ın beyanları değişmiş ise de sanık tutuklandıktan sonra savcılıkta verdikleri ifade ile beyanlarından döndüklerinin anlaşıldığı, mağdurenin ilk ifadesinde belirttiği korkuları gözetildiğinde olayın aile içinde kalıp kapanması için korumaya matuf olduğu ve vekili huzurundaki ilk beyanların sıhhatli olduğu değerlendirilip, tanığın da aynı şekilde abisi olan sanığa karşı tutuklama tedbiri sonrası koruma içgüdüsü ile beyanından döndüğü, mağdurenin iffet ve namus hususunda amcasına bu derece ciddi suç atması için hiçbir nedeni olmayışı ve tanık ... ...'ın tutarlı ilk beyanları, sanığın olay anında mağdurenin odasında oluşu yönünde çekişme de bulunmadığından ve mezkur konuşmayı gecenin o saatinde yapması hayatın olağan akışına da uygun görülmediğinden savunmasının ve mağdure ile tanık ...'ın sonradan değişen beyanlarının sanığı suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik olduğu değerlendirildiğinde, sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan verilen beraat kararının bozularak sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan, sayın heyetin çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan beraat kararının onanması gerektiği düşüncesine iştirak etmiyorum.