Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 142/2-b maddesi uyarınca mahkûmiyet hükmü kurulurken maddedeki cezanın alt sınırı 3 yıl olmasına karşın mahkemece temel cezanın 2 yıl olarak belirlenmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, 20.07.2013 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 25.09.2013 olarak gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiştir. Ancak ;
İstanbul Anadolu 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.07.2014 tarihli ve 2013/576 Esas, 2014/332 Karar sayılı ilamında sanık hakkında Pendik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.05.2013 tarihinde kesinleşen 17.03.2009 tarihli ve 2009/230 Esas 2009/196 Karar sayılı ilamıyla hırsızlık suçundan aldığı 9 ay hapis cezası nedeniyle tekerrür hükümlerinin uygulandığı, bu kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 07.11.2018 tarihli ve 2016/13346 Esas, 2018/13995 Karar sayılı bozma ilâmıyla hükmün bozularak bozma ilâmında kazanılmış hakkın gözetilmesi gerektiğinin belirtildiği, mahkemece Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği, sanık hakkında Gebze 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/408 Esas 2010/585 karar sayılı ilâmının tekerrüre esas alındığı ancak 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 326/son maddesine aykırı davranılıp cezanın infazı sırasında koşullu salıvermeye eklenecek süre yönünden kazanılmış hak nedeniyle bozma öncesi kurulan hükümdeki ceza miktarının dikkate alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan tekerrüre esas alınmasına ilişkin bölüm hükümden çıkartılarak yerine Gebze 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/408 Esas ve 2010/585 Karar sayılı TCK’nun 142/2-b maddesi uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezasına ilişkin kararın mükerrirliğe esas alınmasına, ancak aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkı korunarak, 5275 sayılı Kanun'un 108/2. maddesi gereğince mükerrir olan sanık hakkında koşullu salıverme süresine eklenecek sürenin, Pendik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.03.2009 tarihli ve 2009/230 Esas 2009/196 Karar sayılı ilâmıyla hırsızlık suçundan hükmedilen ceza süresine göre belirlenmesine, ibaresinin eklenmesine karar verilmek suretiyle, diğer yönleri usûl ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.06.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.