Davanın kabulüne

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Kestel kasabasında bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davacının davasının kabulüne, Antalya ili, Alanya ilçesi, ... beldesi, ... mevkiinde bulunan kadastro bilirkişisinin 14.06.2012 havale tarihli bilirkişi raporunda (A-1), (A-2), (B), (C), (D-1), D-2) ve (E) ile gösterilen kısımların davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından esasa yönelik olarak temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 22.08.2022 tarihli, 2017/10164 Esas, 2018/1313 Karar sayılı ilamı hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma ilamında özetle; "Mahkemece eksik inceleme ile hüküm kurulduğu, hüküm tarihinden önce 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun gereğince Ketsel belediyesinin bağlı bulunduğu Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığının huzuruyla davanın görülmesinde yasal zorunluluk bulunduğu halde, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı davaya dahil edilmediği, mahkemece 1999 yılında Kestel Belediyesi tarafından imar çalışması yapıldığı ve taşınmazın bir kısmının bu çalışmaya dahil edildiği, imar planına göre dahil edilen kısma ilişkin tapuya tescil yapılmış ise de sonrasında imar planının idare mahkemesi tarafından iptal edildiği, iptal kararının kesinleştiği belirtilerek davanın kabulüne karar verilmişse de; bahsi geçen imar çalışmasının iptaline ilişkin mahkeme ilamı ile fen bilirkişice taşınmazların imar çalışması sonucu Hazine adına tescil edildiği belirtilen 2999 sayılı parsele ilişkin tapu kaydının dosya arasına alınmadığı, davalı Hazine tarafından 2006 yılında ayrıca imar çalışması yapıldığı ileri sürüldüğü halde, bu tarihte yeniden imar çalışması yapılıp yapılmadığı, taşınmazların bu çalışma kapsamında kalıp kalmadığı hususu araştırılmadığı, 1989 memleket haritasının dayanağı hava fotoğrafının incelenmediği, taşınmazın bulunduğu alanı gösteren orijinal orman tahdit haritası dosyaya getirtilmediğinden taşınmazın orman tahdit hattına göre konumunu gösteren bilirkişi raporu ekindeki kroki de doğrulanamadığı,bu nedenle; mahkemece, dava konusu taşınmazların bulunduğu beldede yapılan imar planları (1/1000,1/10000-1/5000 ölçekli çalışmalar olup olmadığı ayrı ayrı sorulmak) olup olmadığı var ise hangi tarihte yürürlüğe girdiği, iptal edilmişse iptale ilişkin dayanak belgeler araştırılması; orman tahdit harita ve tutanaklarını dosyaya alınması,yeniden keşif yapılarak çekişmeli taşınmazın orman kadastro hattına göre konumunun belirlenmesi, çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman sınırları dışında kaldığı ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerdenolduğu belirlendiği takdirde zilyetlikle kazanma koşullarının araştırılması, taşınmazın bulunduğu yerde yapılmış ve kesinleşmiş bir imar çalışması var ise bu tarihe kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı denetlenmesi" gereğine değinilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davanın kabulü ile; dava konusu Antalya ili, Alanya ilçesi Kestel Mahallesinde bulunan 20.08.2020 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide A(4087,77 m2), B(1537,87 m2), C(55,89 m2), D(2800,04 m2), E(647,69 m2) harfleri ile gösterilen alanların davacı mirasçıların payları oranında, 27.01.2021 tarihi Alanya 6. Noterliği tarafından düzenlenmiş olan mirasçılık belgesindeki payları oranında adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 26.04.1985 tarihinde ilân edilip kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi 12.03.1960 tarihinde kesinleşmiştir. Çekişmeli taşınmaz bu çalışmada taşlık-çalılık niteliği ile tesbit harici bırakılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verillmişse de; eksik inceleme hüküm kurulmuştur.

Şöyle ki; dava Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi uyarınca 1960 yılında yapılan kadastro sırasında taşlık çalılık vasfıyla tescil harici bırakılan taşınmazın tescili için açılmış olup, mahkemece yapılan keşif sonucu taşınmazın bulunduğu yerde 1999 yılında imar çalışması yapıldığı ve taşınmazın kısmen bu çalışma ile hazine adına tescil edilen 610 ada 1 ve 611 ada 1 parsellerde,kısmen de dava dışı 3.kişiler adına kayıtlı 610 ada 2 parsel içinde kaldığı anlaşılmış İlk Derece Mahkemesince 3. kişiler adına kayıtlı taşınmaz bakımından taraf teşkili sağlanmamış ve hüküm kurulurken taşınmazlar tapuda kayıtlı olduğu halde tapu iptaline karar verilmemiştir.

Ayrıca taşınmazların tesciline esas 1999 da yapılan imar çalışmasının mahkeme kararı ile iptal edildiği ve geri dönüşüm işlemleri yapılmakta olduğu Belediyece bildirilmiş ve bir kısım mahkeme kararları dosya içerisine alınmışsa da; dosyada mevcut mahkeme kararlarından, imar planının dava açan kişilerin taşınmazı yazılmak suretiyle iptal edildiği, bu mahkeme kararları arasında eldeki taşınmazların içinde kaldığı parsellerin bulunmadığı görülmüştür.

Bozma ilamı sonrasında yapılan yazışmalarda ise dava konusu taşınmazların 19.01.2006 tarihli 1/5000 ölçekli Büyükşehir Nazım İmar planında, 08.05.2015 tarihli revizyon nazım imar planında tarımsal niteliği korunacak alanda kaldığı bildirilmiştir.

3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8/b maddesinde “İmar Planları, Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir” hükmüne yer verilmiştir.

3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) ihya edilen taşınmaz mallara ilişkin 17. maddesinin 2. fırkası, "il, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz" hükmünü içermekte olup buna göre, imar planına alınan bir taşınmazın imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal sebeplerine dayalı olarak mülk edinilebilmesi için tüm koşulların, imar planının onay tarihine kadar oluşmuş olması gerekir. Burada bahsedilen imar planı, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8/b maddesinde tanımlanan, nazım ve uygulama imar planı olup, dosya kapsamından, dava konusu taşınmaza ilişkin 1999 yılında yapılan uygulama imar planı olduğu ancak dava konusu taşınmazlar bakımından iptal edilip edilmediğinin netleşmediği mahkemece bu hususta yeterli araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Bu sebeple İlk Derece Mahkemesince çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde yapılan tüm imar çalışmalarına ilişkin bilgi ve belgeler dosya içerisine alınmalı, 1999 yılında yapılan çalışmaya ilişkin taşınmazların içinde bulunduğu parseller bakımından imar planının iptal edilip edilmediği, dava tarihinden önce yapılan ve iptal edilmeyen nazım ve uygulama planı var ise bu tarihten, yoksa dava tarihinden geriye doğru zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilmeli, taşınmazların davalılar dışında üçüncü kişiler adına tapuda kayıtlı olduğu anlaşıldığı takdirde tapu maliklerinin davaya katılımı sağlanıp delilleri toplanmalı ve tapuda kayıtlı taşınmazlar için davanın tapu iptal ve tecil davasına dönüştüğü kabul edilerek tapu iptal ile birlikte tescil hukmu kurulması gerektiği gözetilmelidir.

Yukarda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.