Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kamu malına zarar verme suçundan katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar gören ve bu itibarla duruşmadan usulüne uygun haberdar edilmeyen şikâyetçi Adalet Bakanlığının gerekçeli kararın tebliği üzerine hükmü temyiz ettiği anlaşıldığından; şikâyetçi kurumun 5271 sayılı Kanun'un 260/1. madde ve fıkrası uyarınca yasa yollarına başvurma hakkı bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşüldü
Şikâyetçi Adalet Bakanlığının davadan haberdar edilip delillerini sunma ve davaya katılma olanağı sağlanarak sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devamla hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 233/1 ve 234. maddelerine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, şikâyetçi Adalet Bakanlığı vekili ile sanığın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün istem gibi BOZULMASINA, 04.06.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.