CMK'nın 223/2-a maddesi gereği beraat

Taksirle öldürme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın Gastroentoroloji Uzman Doktoru olarak görev yaptığı, Trabzon Fatih Devlet Hastanesi Acil Servis bölümüne kanlı kusma ve bulantı şikayetleriyle başvuran ...'yı muayene eden doktor ...'nin gis şüphesiyle kendisini sanığa yönlendirdiği, sanığın yaptığı muayene neticesinde mide kanaması, böbrek yetmezliği, ritim bozukluğu ön tanıları ile yoğun bakıma yatırdığı hastanın ertesi gün yapılan muayenesinde akut batın olgusu oluştuğundan ve genel cerrahi müdahalesi gerekebileceğinden, kreatinin seviyesi yüksekliği sebebiyle içinde nefroloji kliniği bulunan Karadeniz Tıp Fakültesine sevkinin gerçekleştirildiği, hastanın anılan fakültede yapılan ameliyatı sonrası apandisit ve gelişen komplikasyonlar sonucu hayatını kaybettiği olayda;
27/05/2015 tarihli İstanbul 1.Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunda ''Gastroenterolog Dr....’nın hastayı 18/05/2013 giriş ve 19/05/2013 çıkış tarihli tıbbi müşahede ve muayene kağıdına göre “Gıs kanama + ileus, böbrek yetmezliği + aritmi” tanısı ile yatırdığı, 18/05/2013 giriş ve 19/05/2013 çıkış tarihli hasta epikriz formuna göre “İleus, Aritmi AF, GİS kanama, Akut Batın ve ABY ön tanısı ile yatırdığı, muayenede kesin akut batın bulguları saptamamakla birlikte yatışı esnasında ve sonrasında ön tanıda akut batın, ileus şüphesi olması ve düz batın grafisinde hava sıvı seviyesi tespit edildiği halde Genel Cerrahi konsültasyonu istememesi nedeniyle Dr. ...’nın kusurlu olduğu,
Kişinin klinik durumu, ölümüne neden olan sebep birlikte değerlendirildiğinde hekimin kusurlu eylemi olmaması, zamanında genel cerrahi konsültasyonu yapılarak doğru tanı konularak gerekli cerrahi ve medikal tedavisinin yapılması durumunda da kurtulmasının kesin olmadığı cihetle hekimin kusurlu eylemi ile kişinin ölümü arasında kesin bir illiyet bağı kurulamayacağının'' bildirildiği,
Sanığın davranışları ile meydana gelen ölüm neticesi arasında nedensellik bağının kesin olarak belirlenemediği, bu nedenle sanığın meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulamayacağı, bununla birlikte sanığın, yatışı esnasında ve sonrasında ön tanıda akut batın şüphesi olduğu ve düz batın grafisinde hava sıvı seviyesi tespit edildiği halde genel cerrahi konsültasyonu istememek suretiyle görevinin gereklerini yerine getirmekte ihmal gösterdiği, bu haliyle eyleminin TCK'nın 257/2. maddesinde düzenlenen ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçu kapsamında kaldığı değerlendirilerek, bu suçtan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın beraatine karar verilmesi;
Kabule göre de;
Sanığın atılı suç bakımından kusuru bulunmadığı kabul edilmesine rağmen suçun unsurları oluşmadığından bahisle CMK'nın 223/2-a maddesi dayanak yapılmak suretiyle, uygulama maddesinin yanlış gösterilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA; 08/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.