Mahkumiyet
Şikayetçi banka vekilinin suçtan doğrudan doğruya zarar görmediği ve kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede,
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanıkların müdafilerinin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu ve1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olup aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Osmaniye 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.07.2014 tarihli kararıyla sanıklar hakkında 1 yıl 8 ay hapis cezası 5000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ayrıca sanık ... hakkında mükkerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Yargıtay (kapatılan) 15.Ceza Dairesinin 18.04.2019 tarihli kararıyla "Eylemin, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14.maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 158/1. maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu," gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
3. Osmaniye 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 29.04.2021 tarihli ve 2020/3 Esas, 2021/172 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157,62,52,53 üncü maddeleri ayrıca sanık ... hakkında 58 inci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası 5000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ayrıca sanık ... hakkında mükkerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmiştir.
Şikayetçi vekilinin temyiz talebi, sanıkların nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılmaları gerektiğine ilişkindir.
Sanıkların müdafilerinin temyiz talepleri, sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği ve ceza miktarlarının yüksek olduğuna ilişkindir.
1. Olay tarihinde katılan ...'in cep telefonundan arayarak, kendisini komiser olarak tanıtan sanıkların internetten terör örgütüne para aktarılmış diye katılanı inandırmak suretiyle bankamatikten toplam 10.600 TL paranın sanıklar Hasan ve Fatih adına gönderilmesini sağladıkları, daha sonra bu paranın sanık ...'e havale edildiği ve sanığın da parayı çekerken yakalandığı, sanıkların iştirak halinde katılanı dolandırdıkları iddia ve kabul olunmuştur.
2. Sanıkların ve katılanın beyanları, banka yazıları, HTS ve Baz istasyonu kayıtları, hesap dökümleri, kolluk tutanakları ve tüm dosya kapsamından mahkeme tarafından sanıkların katılanı dolandırdıkları kabulü ile mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
3. Atılı suçun 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği, ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenmiştir.
A. Şikayetçi vekilinin temyiz talepleri yönünden,
Yüklenen suçtan doğrudan zarar görmeyen şikâyetçinin katılan sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, şikâyetçi vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanıkların müdafilerinin temyiz talepleri yönünden,
Mahkemece dosyanın uzaştırma bürosuna gönderilmesinden sonra ilk uzlaştırma teklifinin yapıldığı tarihten uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin raporun uzlaştırma bürosuna verildiği tarihe kadar 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmibirinci fıkrası ve Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 34 üncü maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin durduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıkların müdafilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
A. Şikayetçi vekilinin temyiz talebi yönünden,
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle, Osmaniye 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 29.04.2021 tarihli ve 2020/3 Esas, 2021/172 Karar sayılı kararına yönelik şikâyetçi vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanıkların müdafilerinin temyiz talepleri yönünden,
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Osmaniye 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 29.04.2021 tarihli ve 2020/3 Esas, 2021/172 Karar sayılı kararında sanıkların müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıkların müdafilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.06.2024 tarihinde karar verildi.